Hobbes
Bu derste İngiliz filozofu Thomas Hobbes'un (1588–1679) siyaset felsefesini baştan sona işliyoruz: doğal durum, toplum sözleşmesi, Leviathan ve mutlak egemenlik anlayışı. Hobbes, modern siyaset felsefesinin kurucu isimlerinden biridir; ona göre devlet, kaos içindeki insanın korku ve aklıyla kurduğu bir güvenlik projesidir. Siyaset felsefesindeki diğer konuları görmek için Felsefe dersleri sayfamıza bakabilirsin.
Hobbes Kimdir? Yaşamı ve Dönemi
Thomas Hobbes, İspanyol donanmasının İngiltere'yi tehdit ettiği korkulu bir yıl olan 1588'de doğdu; kendisi daha sonra “korku ile ikiz doğdum” der. Bu söz şaşırtıcı değildir: Hobbes'un felsefesi baştan sona korku, güvenlik ve barış sorusu üzerine kuruludur. En büyük korkusu devletin çökmesidir; çünkü İngiliz İç Savaşı'nı (1642–1651) bizzat yaşadı ve düzenin çöküşünün insanı nereye düşürdüğünü kendi gözleriyle gördü.
Hobbes yalnızca siyaset düşünürü değildi. Francis Bacon'a sekreterlik yaptı, İtalya'da Galileo ile görüştü, Descartes'la yazıştı. Dönemin yeni bilim anlayışından etkilenerek materyalist bir evren görüşü benimsedi: Var olan her şey madde ve harekettir; insan da gizemli bir ruha değil, maddesel bir makineye benzer. Bu görüş siyasetine de yansır: Toplum da tıpkı bir makine gibi, parçaları doğru yerleştirilirse çalışır. En önemli eseri, 1651'de yayımladığı Leviathan'dır ve siyaset felsefesinin başyapıtlarından biri sayılır.
Doğal Durum: İnsan İnsanın Kurdudur
Hobbes'un siyaset felsefesinin çıkış noktası doğal durum kavramıdır. Doğal durum, devlet, yasa ve düzen kurulmadan önce insanların içinde bulunduğu varsayılan durumdur. Bu, tarihî bir dönem değil zihinsel bir deneydir: Hobbes, “devlet olmasaydı ne olurdu?” diye sorarak insanın doğasını ve devletin gerekliliğini ortaya çıkarmak ister.
Hobbes'a göre doğal durumda insanlar kabaca eşittir. Kimse başkasından o kadar güçlü değildir ki herkesi yenebilsin; en zayıf bile en güçlüsünü pusuya düşürüp öldürebilir. Zihinsel yetilerde de insanlar eşittir; herkes kendi işini en iyi bilen kendisidir. Bu eşitlik umutları da eşitler: İki kişi aynı şeyi aynı anda istiyorsa ve ikisi de ona birlikte sahip olamayacaksa, düşman olurlar. Devlet öncesi eşitlik fikrinin siyaset felsefesindeki yerini eşitlik dersimizde ele alırız.
Peki insanlar bu durumda neden savaşır? Hobbes çatışmanın üç kaynağını sayar:
- Rekabet: Kazanç arzusu; insanlar emek vermeden elde edemeyecekleri mallara el koymak ister.
- Güvensizlik: Güvenlik arzusu; kimse başkasına güvenemediği için, saldırıya uğramamak adına önce davranır.
- Şan ve itibar: Ün arzusu; küçük bir hakaret bile kavgayı büyütmeye yeter.
Bu tablonun sonucu, Hobbes'un en ünlü saptamalarıdır: Doğal durum, “herkesin herkese karşı savaşı”dır; insana insan kurdur (homo homini lupus). Bu savaşta yasa diye bir şey yoktur, çünkü adalet ve haksızlık ancak ortak bir yasa ile başlar. Konunun bütününe adalet dersimizde değiniriz. Hobbes'a göre bu durumda insanın yaşamı “yalnız, yoksul, pis, kaba ve kısa”dır.
Toplum Sözleşmesi ve Leviathan
İnsan bu savaştan nasıl çıkar? Hobbes'a göre iki güç insanı anlaşmaya iter: ölüm korkusu ve akıl. İnsan önce canını korumak ister; aklı da ona barışın savaştan iyi olduğunu söyler. Aklın keşfettiği temel kurallara Hobbes doğa yasaları der: Barışı ara ve ona uy; barış için gerekliyse hakkını paylaşmaya razı ol; verdiğin sözü tut. Bütün bunların bir araya geldiği anlaşma, toplum sözleşmesi dersimizin asıl konusudur.
Sözleşme Nasıl Kurulur?
Hobbes'un sözleşmesinin ayırt edici yanı şudur: İnsanlar birbirleriyle değil, doğrudan doğruya egemen diyecekleri üçüncü bir güçle anlaşır. Herkes “kendi doğal hakkımı bu egemene devrettim, siz de devredin” der ve böylece korkuyla geçen doğal durum, korkuyu tek elde toplayan devlete dönüşür. Devletin ne olduğuna dair genel çerçeveyi Devlet nedir? dersimizde bulabilirsin; Hobbes'un özgün katkısı, devleti ilahi yetke ya da geleneğe değil insanın rasyonel bir hesabına dayandırmasıdır.
Mutlak Egemenlik Neden Gerekli?
Egemenin gücü mutlak olmalıdır, çünkü Hobbes'a göre egemenlik bölünürse parçalar birbirine düşer ve iç savaş gibi yıkım gelir. Egemen sözleşmenin tarafı değildir, onun ürünüdür; bu yüzden sözleşmeyi çiğnemekle suçlanamaz ve yetkesi elinden alınamaz. İç savaşın acısıyla yazılan bu savunuya göre en kötü devlet bile hiç devlet olmamaktan iyidir. Hobbes bu yüzden mutlak monarşiyi yeğler; ama kuramı kralın değil, anlaşmanın üstünlüğünü kurar.
Hobbes'ta özgürlük de buna göre tanımlanır: Özgürlük, engellerin yokluğudur. Egemenin yasası ne diyorsa insan o kadar özgürdür; kimse sana zincir vurmadıysa özgürsün. Bu, bugün anladığımız anlamda bir siyasal özgürlük savunusu değildir; Hobbes için özgürlük, savaşta canını kaybedecek kadar “özgür” olmaktan iyidir.
Hobbes, Locke ve Rousseau Karşılaştırması
Hobbes, sözleşme kuramını tek başına kurmadı; onu izleyen Locke ve Rousseau, aynı soruyu çok farklı yanıtlarla ele aldı. Üçünün ortak yanı, devleti ilahi yetke yerine insan iradesine dayandırmasıdır; ayrıldıkları noktalar ise şunlardır:
- Doğal durum: Hobbes'a göre savaştır; Locke'a göre çoğunlukla barışçıldır ve haklar geçerlidir; Rousseau'ya göre insan doğası gereği iyidir, yozlaşma medeniyetle başlar.
- Sözleşmenin amacı: Hobbes'ta savaştan kurtulup güvenliğe kavuşmak; Locke'ta yaşam, özgürlük ve mülkiyet haklarını daha iyi korumak; Rousseau'da genel iradeye katılarak gerçek özgürlüğe ulaşmak.
- Egemenlik: Hobbes'ta egemen mutlak ve bölünemez; Locke'ta hükümetin gücü sınırlıdır ve haklar çiğnenirse halk direnme hakkı kullanır; Rousseau'da egemenlik halkın kendisidir.
- Devlet biçimi: Hobbes mutlak monarşiyi yeğler; Locke hukukun üstünlüğüne dayalı sınırlı hükümeti; Rousseau halk egemenliğine dayalı düzeni savunur.
Sık Yapılan Hatalar ve Yanılgılar
Sınavlarda ve tartışmalarda en sık karşılaşılan Hobbes yanılgıları şunlardır:
- “Doğal durum gerçekten yaşanmış bir dönemdir” sanmak. Doğal durum tarihsel değil mantıksal bir varsayımdır; Hobbes insan doğasını göstermek için kurgular.
- “Toplum sözleşmesi kurduğu için özgürlükçü ve demokratiktir” demek. Hobbes sözleşmeyi mutlak egemenliği kurmak için kullanır; kuramında halk egemenliği ya da direnme hakkı yoktur.
- Hobbes ile Rousseau'yu karıştırmak. İkisi de sözleşmecidir ama Hobbes'ta doğal insan saldırgandır, Rousseau'da iyidir; Hobbes'ta çözüm güçlü devlet, Rousseau'da halkın genel iradesidir.
- Leviathan'ı yalnızca bir yaratık adı sanmak. Leviathan İncil'deki deniz canavarıdır; Hobbes bunu barışı koruyan güçlü devletin ve egemenin simgesi olarak kullanır.
- “Hobbes kralın yetkesini Tanrı'dan alır” demek. Mutlak monarşiyi savunur ama temeli ilahi yetke değil, insanların korku ve akılla kurduğu rasyonel bir anlaşmadır.
Hobbes, korkuyu siyaset felsefesinin kurucu duygusu hâline getiren düşünürdür: İnsan güvende olmak için haklarının bir kısmını özgürce devreder ve geri isteyemez. Bu fikri yumuşatan izleyen adımları görmek için toplum sözleşmesi dersimize, Locke ve Rousseau derslerine göz atabilirsin.
Sık Sorulan Sorular
Hobbes'un doğal durum kavramı nedir?
Doğal durum, devlet, yasa ve düzen kurulmadan önce insanların içinde bulunduğu varsayılan durumdur. Hobbes'a göre bu durumda herkesin herkese karşı savaşı vardır ve insanın yaşamı “yalnız, yoksul, pis, kaba ve kısa”dır. Tarihî bir dönem değil, insan doğasını ve devletin gerekliliğini göstermek için kurulan zihinsel bir deneydir.
Hobbes'ta Leviathan ne anlama gelir?
Leviathan, İncil'de anılan güçlü deniz canavarının adıdır. Hobbes, bireylerin haklarını devrederek kurduğu ve barışı tek elde koruyan mutlak egemeni bu canavarın adıyla simgeler. Aynı adı taşıyan kitabı (1651) siyaset felsefesinin başyapıtlarından biri sayılır.
Hobbes ile Locke arasındaki fark nedir?
Hobbes'ta doğal durum bir savaştır ve çözüm, hakların mutlak bir egemene devredilmesidir. Locke'ta doğal durum çoğunlukla barışçıldır; yaşam, özgürlük ve mülkiyet devredilmeyen haklardır ve hükümet bu hakları çiğnerse halkın direnme hakkı vardır.