Adalet
Felsefe yalnızca varlığı ve bilgiyi değil, insanların birlikte yaşam biçimini de sorgular; bu sorgulamanın merkezinde ise adalet sorusu durur. Bu derste adalet kavramını sıfırdan işliyoruz: tanımını, çeşitlerini, ölçütlerini ve başlıca düşünürlerin yorumlarını örneklerle ele alacağız. Siyaset felsefesi dâhil tüm konularımıza Felsefe dersleri sayfamızdan ulaşabilirsin.
Adalet Nedir?
Günlük dilde adalet çoğunlukla haklılık duygusuyla karıştırılarak kullanılır; Roma hukukçusu Ulpian'ın meşhur tanımı ise şöyledir: Adalet, herkese hakkının verilmesine ilişkin sürekli ve değişmez bir iradedir. Felsefede adalet aslında iki ayrı düzeyde ele alınır:
- Bireysel erdem olarak adalet: Kişinin başkalarının haklarına saygı göstermesi, elindeki olanakları hakkaniyetle dağıtması. Sınıf başkanının görevleri paylaştırırken kimseyi kayırmaması buna örnektir.
- Kurum ilkesi olarak adalet: Yasaların, verginin, kaynak dağılımının ölçütü. Adalet burada devletin ve hukuk düzeninin temel erdemidir.
Adaletin neden bu kadar önemli olduğunu göstermek için Platon, Gyges'in yüzüğü adlı ünlü düşünce deneyini anlatır: Yüzüğü çeviren kişiyi görünmez kılan bir yüzük bulan çoban, kimsenin göremeyeceğini anlayınca kraliyete giden yolda hiç durmadan haksızlıklar işler. Platon bu hikâyeyle asıl soruyu sorar: Ceza korkusu olmasa ya da eylemlerin görülmesi imkânsız olsa, insan yine de adil kalır mı? Soru, adaletin yalnızca dış yaptırımla mı ilgili olduğunu, yoksa gerçek bir erdem mi olduğunu tartışır.
Adaletin Çeşitleri
Aristoteles, Nikomakhos'a Etik adlı eserinde adaleti işlevine göre ikiye ayırır; bu ayrım bugün de hukuk ve siyaset felsefesinin temel çerçevesidir:
Dağıtıcı adalet
Toplumdaki onur, para ve görev gibi kaynakların kimlere, ne kadar verileceğini belirleyen adalet türüdür. Aristoteles bunu geometrik orantıya benzetir: Paylar, kişilerin liyakatine ve katkısına göre orantılı olur. Sınav sonucuna göre üniversiteye yerleştirme veya satış katkısına göre prim dağıtımı, dağıtıcı adaletin günlük yaştaki uygulamalarıdır.
Düzeltici adalet
Bir haksızlık gerçekleştiğinde bozulan dengeyi yeniden kuran adalet türüdür. Mahkemenin suçluyu cezalandırması, haksız yere zarar verene tazminat ödetmesi düzeltici adalettir. Aristoteles burada aritmetik orantıdan söz eder: Kaybedilen ne ise, kim olursa olsun o denge geri kurulur. Zengin de fakir de hırsızlıktan aynı biçimde sorumludur; yargıç kişinin statüsüne değil, eyleme bakar.
Adaletin Ölçütleri
Bir dağıtımın adil olup olmadığını neye göre değerlendireceğiz? Felsefede üç temel ölçüt öne çıkar ve bunlar çoğu zaman birlikte kullanılır:
- Eştirlik ilkesi: Herkes, kimlik ya da statü gözetmeksizin eşit pay alır. Oy kullanma hakkı, vatandaşlık statüsü, trafiğin temel kuralları bu ilkeye dayanır.
- Katkı (hizmet) ilkesi: Paylar, kişinin emeği ve katkısıyla orantılı verilir. Satış rakamlarına göre prim dağıtmak ya da yazar sayısına göre telif paylaşımı bu ölçütün örnekleridir.
- İhtiyaç ilkesi: Paylar, gereksinime göre dağıtılır. Afet sonrası çadır dağıtımında her aileye tek çadır değil, ihtiyacı kadar çadır verilmesi; acil serviste ilacın en çok ihtiyacı olan hastaya öncelik verilmesi gibi.
Bu ölçütler birbirinin rakibi değildir; hangi alanda hangi ölçütün geçerli olacağı tartışmanın konusudur. Oy kullanmada eştirlik, maaşta katkı, sağlıkta ihtiyaç öne çıkabilir. Zaten adaletin kendisi de işte bu seçim meselesidir: neyin, kime, neye göre dağıtılacağına karar vermek.
Felsefe Tarihinde Adalet
- Platon: Adaleti en yüce erdem sayar ve Devlet adlı eserinde adil düzeni şu ilkeye dayandırır: herkesin kendi işini yapması. Yöneticiler yönetsin, koruyucular güvenlik işini yürütür, üreticiler üretsin; kimse başkasının işine karışmasın. Tıpkı ruhun akıllı, iradeli ve arzulu bölümlerinin uyumu gibi, toplumsal sınıfların uyumu da adaleti oluşturur.
- Aristoteles: Adaleti erdemlerin bütününün özeti sayar; ayrıca yukarıdaki dağıtıcı-düzeltici ayrımını ortaya koyan düşünürdür.
- Toplum sözleşmesi kuramcıları: Hobbes'a göre doğal durumda, yani devlet kurulmadan önce herkes herkese karşı savaş hâlindedir; burada adaletten söz edilemez, çünkü hakkın güvencesi yoktur. Adalet ancak sözleşmeyle ve devletin zorlayıcı gücüyle mümkün olur. Locke ve Rousseau ise doğal durumu daha ılımlı tasvir eder ve adaleti sözleşmenin amacı sayar. Konunun tamamı için toplum sözleşmesi dersimize, Hobbes'un kuramı için Hobbes dersine göz atabilirsin.
- John Rawls: Çağdaş siyaset felsefesinin en etkili adalet kuramını önerir. Rawls'a göre adil kurallar belirlerken kendi çıkarımıza göre karar vermeyi engellemek gerekir; bunun için bilgisizlik perdesi düşüncesini geliştirir: Kendi sınıfını, cinsiyetini, yeteneklerini ve toplumdaki yerini bilmeden toplumun kurallarını seçiyor olsaydın, hangi kuralları koyardın? Rawls, bu perdenin arkasından rasyonel insanların önce olabildiğince geniş eşit temel özgürlükleri, ardından da şu fark ilkesini seçeceğini söyler: Eşitsizlikler ancak en dezavantajlı kesimin durumunu iyileştiriyorsa kabul edilebilir.
Görüldüğü gibi adalet, devletin varlık amacıyla doğrudan ilgilidir; devletin ne için var olduğunu tartışan Devlet nedir? dersimizle bu konu yakından bağlantılıdır.
Adalet, Eşitlik ve Özgürlük İlişkisi
Adalet çoğu zaman eşitlikle karıştırılır; oysa ikisi aynı şey değildir. Eşitlik, herkese aynı muamele yapılması anlamına gelir; adalet ise herkese hakkı olanın verilmesidir. Eşit davranış kimi zaman adaletsizliğe yol açabilir: Engelli bir öğrenciye sınava ek süre verilmesi eşit muamele değildir, ama adaletli olandır. Bununla birlikte adalet, çoğu kuramcıya göre özgürlükle de dengelenmek zorundadır; her şeyi devletin adalet adına düzenlemeye kalkması, bireyin özgürlük alanını daraltabilir. Bu üç kavram arasındaki gerilim, siyaset felsefesinin asıl meselesidir. Derinleşmek istersen Eşitlik ve Özgürlük derslerimize bakabilirsin.
Sık Yapılan Hatalar ve Yanılgılar
- Adaleti eşitlikle özdeşleştirmek: Her eşit dağıtım adil olmayabilir; acil serviste her hastaya aynı dozda ilaç vermek eşit davranış olur ama adaletsizliktir.
- İntikamı adalet sanmak: Düzeltici adalet oransallık, yargılama ve yetkili bir merci gerektirir. Misilleme, çoğu zaman adaletsizliğin devamıdır.
- Hobbes'un doğal durumunda adaletsizlik olduğunu düşünmek: Hobbes'a göre doğal durumda ne adalet ne adaletsizlik vardır; hak ve hukuk sözleşmeyle birlikte ortaya çıkar.
- Adaleti yalnızca yargının işi saymak: Adalet hem kişisel bir erdem hem de kurumların ölçütüdür; günlük hayattaki hakkaniyetli davranış da adaletin parçasıdır.
- Adaletin her düşünürde aynı tanımlanmasını beklemek: Platon, Hobbes ve Rawls'un adalet anlayışları birbirinden ciddi biçimde farklıdır; sorularda hangi tanımın hangi düşünüre ait olduğunu ayırt etmek gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Adalet nedir?
Adalet, herkese hakkının verilmesi olarak tanımlanan; hem kişisel bir erdem hem de toplumun kurumlarını yöneten temel ilkedir. Platon, Aristoteles ve Rawls gibi düşünürler adaleti siyaset felsefesinin merkezine koymuştur.
Dağıtıcı adalet ile düzeltici adalet arasındaki fark nedir?
Dağıtıcı adalet, toplumun kaynaklarını ve değerlerini liyakate ve katkıya göre paylaştıran adalet türüdür; düzeltici adalet ise işlenmiş bir haksızlığı gidererek bozulan dengeyi yeniden kuran adalet türüdür.
Adaletin ölçütleri nelerdir?
Üç temel ölçüt öne çıkar: eştirlik ilkesi (herkese eşit pay), katkı ilkesi (emeğe ve katkıya göre pay) ve ihtiyaç ilkesi (gereksinime göre pay). Hangi alanda hangi ölçütün uygulanacağı, adalet tartışmasının ta kendisidir.