KonuAnlatım.com

Locke

Felsefe · Bölüm 78FelsefeDers

Bu derste siyaset felsefesinin kurucu isimlerinden İngiliz filozof John Locke'u (1632-1704) baştan sona işliyoruz: doğal haklar anlayışı, iki aşamalı sözleşme kuramı, mutlak iktidara karşı sınırlı hükûmet savunusu ve hoşgörü düşüncesi. Tüm felsefe içeriğimiz için Felsefe dersleri bölümümüze bakabilirsin.

Locke Kimdir?

John Locke, 1632-1704 yılları arasında yaşayan İngiliz filozoftur; bilgi kuramında ve siyaset felsefesinde modern düşüncenin temellerini atan düşünürlerden biridir. Siyaset alanındaki en önemli yapıtı, 1689'da yayımlanan Yönetim Üzerine İki İnceleme'dir; aynı yıl çıkan Hoşgörü Üzerine Bir Mektup ise din ve vicdan özgürlüğünün klasik savunularından biridir. Locke, 1688 İngiliz Devrimi'nin fikri arka planını hazırlamış ve liberal düşüncenin babası sayılmıştır. Amacı, iktidarın kaynağını Tanrı buyruğu ilan eden mutlak monarşi kuramına karşı, halkın rızasına dayanan bir devlet anlayışı kurmaktır.

Doğa Durumu ve Doğal Haklar

Locke'a göre devleti anlamak için önce devletin henüz olmadığı varsayımsal bir durum olan doğa durumuna bakmak gerekir. İnsanlar bu durumda doğaları gereği özgürlük ve eşitlik içindedir; kimse başkasının üzerinde doğal bir yetki sahibi değildir. Hepsi, aklın keşfettiği doğa yasasına bağlıdır: bu yasa, kimseye zarar vermeme ve herkesin haklarına saygı ilkesine dayanır.

Doğa durumunun asıl sorunu çatışma değil, hakem yokluğudur. Orada herkes kendi davasının hem savcısı hem yargıcıdır; tarafsız yargı ve uygulama gücü bulunmadığı için doğal haklar sürekli tehdit altındadır. İşte bu eksiklik, insanları siyasi örgütlenmeye yönelten gerekçedir.

Locke'a göre her insan doğuştan şu haklara sahiptir:

  • Yaşama hakkı: Kimse, kendisine ait olmayan bir canı yok etme yetkisine sahip değildir.
  • Özgürlük hakkı: Özgürlük keyfiliğe düşmek değil, doğa yasasının sınırları içinde başkasının iznine muhtaç olmadan yaşayabilmektir.
  • Mülkiyet hakkı: İnsanın emeğini tabiattan aldığı nesnelere katması o nesneyi onun mülkü yapar; mülkiyet devletin verdiği bir ayrıcalık değil, siyaset öncesi doğal haktır.

Toplum Sözleşmesi ve Sınırlı İktidar

Locke'un devlet kuramı, tek hamlede kurulan değil, iki aşamada ilerleyen bir toplum sözleşmesi kuramıdır. Kuramın en çok gözden kaçan ama en kritik noktası bu iki aşamalı yapıdır:

  1. Birinci aşama: Bireyler, doğal haklarını daha iyi korumak amacıyla birbirleriyle anlaşarak siyasi toplumu kurar. Bu sözleşmenin tarafı devlet değil, bireylerdir; çünkü devlet henüz yoktur.
  2. İkinci aşama: Kurulan topluluk, anlaşmazlıkları çözmek için yargı ve yasama gücünü hükûmete güvenerek devreder. Bu bir teslim değil, emanettir: iktidar toplumun vekili olarak, belirli bir amaca bağlı kalınarak kullanılır.

Devredilen gücün niteliği belirleyicidir. Locke'a göre iktidar sınırlıdır, çünkü mutlak güç hiç kimsenin mülkü değildir ve bu yüzden devredilemez. İnsan doğa durumunda bile kendi bedeni üzerinde keyfi mutlak bir güç sahibi değildir; sahip olmadığını devlete veremez. Hükûmetin tek görevi yaşamayı, özgürlüğü ve mülkiyeti korumaktır; bu amacı aşan iktidar zorbalığa dönüşür.

Locke, iktidarın kötüye kullanılmasını önlemek için yasa yapma ve yürütme işlevlerini ayırır; yasama gücü halkın vekili olarak en üstün güçtür. Hükûmet güveni kötüye kullanır ve doğal hakları sürekli ihlal ederse, halkın hükûmeti değiştirme hakkı doğar; devrimin meşruluk zemini budur. Devletin amacına ilişkin bu sorunun geniş ele alınışını devlet nedir? dersinde bulabilirsin.

Din, Vicdan ve Hoşgörü

Locke'a göre devletin yetkisi vicdan alanına giremez: İnanç zorla değil, akılla ve ikna ile şekillenir. Bu yüzden devlet kimseye inanç dayatamaz, ibadet biçimini belirleyemez; din işleri topluma bırakılmalıdır. Bu görüş, vicdan özgürlüğü ve laiklik düşüncesinin dönüm noktalarından biridir. Locke, Tanrı'nın varlığının akıl yoluyla bilinebileceğini savunur; onda akılcı bir inanç anlayışı öne çıkar. Tanrı felsefesindeki kavram ayrımları için teizm ve deizm derslerimize, genel çerçeve için Tanrı'nın varlığına ilişkin görüşler dersine bakabilirsin.

Locke'u Komşularından Ayıran Farklar ve Sık Yapılan Hatalar

Locke'u en iyi anlatan yöntem, onu sözleşme kuramının iki büyük komşusuyla karşılaştırmaktır. Detaylar için Hobbes ve Rousseau derslerimize göz at.

Hobbes ile farkları

  • Doğa durumu: Hobbes'ta herkesin herkese karşı savaşıdır; Locke'ta görece barışçıl ama haklardan yoksun, güvencesiz bir durumdur.
  • İktidar: Hobbes savaştan kurtulmak için mutlak egemene teslim olmayı savunur; Locke mutlak iktidarın sözleşmeyle devredilemeyeceğini söyler ve hükûmeti sınırlar.
  • Haklar: Hobbes'ta haklar egemenin iznine bağlıdır; Locke'ta doğal haklar siyaset öncesidir ve devlet onları korumakla görevlidir.
  • Direnme: Hobbes'ta devrim egemenliğin bozulması sayılır; Locke'ta hakların ihlali karşısında halkın meşru hakkıdır.

Rousseau ile farkları

Rousseau, egemenliği halka verir ve özel mülkiyeti eşitsizliğin asıl kaynağı sayar. Mülkiyeti doğal hak kabul eden Locke bu noktada onun tam karşıtıdır; aynı sözleşme geleneğinden çıkan bu iki yolun ayrışması, öğrencilerin en sık karıştırdığı konudur.

Sık yapılan hatalar

  • Mülkiyeti devletin verdiği sanmak: Locke'ta mülkiyet emeğe dayanan doğal haktır; devletin işi onu korumaktır, bağışlamak değildir.
  • Sözleşmenin devletle yapıldığını sanmak: İlk sözleşme bireyler arasında yapılarak toplumu kurar; devletle yapılan ikinci aşama bir teslim değil, emanettir.
  • Locke'u mutlak özgürlükçü saymak: Özgürlük doğa yasasıyla sınırlıdır; başkasına zarar verme özgürlüğü kapsamaz.
  • Locke ile Rousseau'yu özdeşleştirmek: Mülkiyet konusundaki zıt yaklaşımlar, iki kuramın tüm ayrımlarını besler.
  • Doğal hakları dinsel buyruk saymak: Locke'ta doğa yasasını keşfeden akıldır; hakların dayanağı akıldır, salt vahiy değildir.

Locke'un Mirası

Locke'un düşüncesi, 1776 Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'ndeki yaşam, özgürlük ve mutluluk peşinde olma haklarında; insan hakları bildirgelerinde ve iktidarın keyfiden çıkarılıp yasaya bağlanması düşüncesinde yaşar. Yasamanın üstünlüğü ve güçlerin ayrılması fikri, modern anayasacılığın ve temsilî yönetimin temelini oluşturur; bu fikrin bugünkü kurumsal biçimini demokrasi dersinde inceliyoruz. Kısacası Locke, devleti iktidarın değil, hakların bekçisi yapan düşüncenin kurucusudur.

Sık Sorulan Sorular

John Locke kimdir, neyi savunur?

1632-1704 arasında yaşamış İngiliz filozoftur. Yaşama, özgürlük ve mülkiyet doğal haklarını savunmuş; iktidarın halkın rızasıyla kurulan, sınırlı ve emanetçi bir gücün olması gerektiğini, hükûmet hakları ihlal ederse halkın onu değiştirme hakkı bulunduğunu ileri sürmüştür. Liberal düşüncenin kurucu ismi kabul edilir.

Locke ile Hobbes arasındaki fark nedir?

Hobbes doğa durumunu herkesin herkese karşı savaşı sayar ve savaştan çıkmak için mutlak egemenliği savunur. Locke'ta doğa durumu barışçıl ama hakem yokluğu yüzünden güvencesizdir; çözüm, gücü emanet eden sınırlı bir hükûmet ve hakların ihlali hâlinde direnme hakkıdır.

Locke'a göre doğal haklar nelerdir?

Yaşama, özgürlük ve mülkiyet haklarıdır. Bu haklar siyaset öncesidir ve devlet tarafından verilmez; devletin temel görevi bu hakları korumaktır. Mülkiyet, emeğin tabiattan alınan nesneye katılmasıyla kurulur.

Dersler

Tümü →