KonuAnlatım.com

Kesin bilgi mümkün müdür?

Felsefe · Bölüm 31FelsefeDers

Bilgi felsefesinin en eski ve en köklü sorularından biri şudur: Bildiğimizi sandığımız şeylerden ne kadar emin olabiliriz? Bu derste kesin bilgi kavramını, bu soruya felsefe tarihinde verilen temel yanıtları ve konuyla ilgili sık yapılan yanılgıları somut örneklerle işliyoruz. Temel kavramları tazelemek için Bilgi nedir? dersimize, tüm konulara ise Felsefe dersleri bölümümüze göz atabilirsin.

Kesin Bilgi Nedir?

Günlük dilde herkes 'kesin biliyorum' diyebilir; oysa felsefede kesin bilgi çok daha sıkı bir ölçütle tanımlanır. Kesin bilgi, yanılma payı bulunmayan, ona bakan herkes için aynı biçimde geçerli olan ve yeni bir bulguyla çürütülmesi düşünülemeyen bilgidir. Bir bilginin kesin sayılabilmesi için genellikle şu üç ölçütün tamamını taşıması beklenir:

  • Yanılma payının olmaması: Bilen özne, 'yanlış olabilirim' deme olanağını tümüyle kaybetmiş olmalı.
  • Evrensellik: Bilgi, kişilere ve yerlere bağlı olmadan herkes için aynen doğru olmalı.
  • Değişmezlik: Zaman geçtikçe ya da yeni veriler ortaya çıktıkça güncellenmeye ihtiyaç duymamalı.

Bu ölçütlere en yakın aday, çoğunlukla matematik ve geometrinin önermeleridir. 'İki kere iki dört eder' önermesi ne zaman ve kim tarafından söylenseydi aynıdır. Buna karşılık 'bugün hava sıcak' gibi duyulara dayalı yargılar kişiden kişiye ve andan ana değişir; kesinlik iddiası taşımaz.

Kesin Bilgi Sorunu Nereden Kaynaklanır?

Sorunun kaynağı şudur: Elimizdeki bilgilerin büyük bölümü duyularımızdan geçer, duyular ise bizi yanıltabilir. O hâlde duyumlarla elde ettiğimiz hiçbir bilginin kesinliği kolayca savunulamaz. Şu örneklere bak:

  • Su dolu bardağa batırılan düz bir çubuk kırık gibi görünür; çubuğa dokunduğumuzda ise düz olduğunu hissederiz. Aynı nesne, iki ayrı duyuya iki ayrı bilgi verir.
  • Ufukta küçülerek görünen tren, yaklaştıkça büyür; oysa trenin gerçek boyutları hiç değişmemiştir.
  • Aynı sıcaklıktaki bir odada, yaz sıcağından gelen biri üşürken kışın soğuğundan gelen biri terleyebilir.
  • Rüyada yaşadıklarımız o an tümüyle gerçek gibi gelir. Uyandığımızda rüyayı ayırt ederiz; peki şu anki yaşantımızın bir rüya olmadığını garanti edebilir miyiz? Descartes bu soruyu meşhur biçimde gündeme getirmiştir.

Bu örnekler, algı ile gerçek arasında araya giren bir katman olduğunu gösterir. Duyular bilgiye giden kapılarsa, kapının güvenilirliği sarsıldığında içeriden geçen bilginin kesinliği de sorgulanır. Bilginin akıldan mı duyumdan mı geldiği sorusunu Bilginin kaynakları dersinde işlemiştik; buradaki asıl sorumuz daha serttir: Hiçbir bilgi kesin olamayacak kadar belirsiz mi, yoksa en azından bazı bilgiler kesin mi olabilir?

Kesin Bilgi Mümkün müdür? Üç Temel Yanıt

Felsefe tarihi bu soruya üç ana tutumla yanıt vermiştir. Her tutum, kuşkunun nereden başlayıp nerede duracağına dair farklı bir karar içerir.

Dogmatik tutum: Kesin bilgi mümkündür

Dogmatik yaklaşım, aklın ya da duyumların sağlam ilkelerle kullanılması hâlinde kesin bilgiye ulaşılabileceğini savunur. Descartes gibi filozoflar, her şeye tek tek kuşku duyup yıkılmaz bir temele ulaştıktan sonra bilgiyi o temel üzerine bina etmeyi hedefler. Buradaki kesinlik iddiası bir tembellik değil, sağlam temel arayışıdır.

Septik tutum: Kesin bilgi mümkün değildir

Septik yaklaşım, hiçbir bilginin yanılma payını tümüyle dışlayamayacağımızı, bu yüzden kesinlik yerine olasılıkla yetinmemiz gerektiğini söyler. Suda kırık görünen çubuk duyuların, rüya örneği ise yaşantıların güvenilmezliğini hatırlatır. Bu tutumun çeşitlerini ve tarihsel gelişimini Septisizm dersinde ayrıntılarıyla işliyoruz.

Kritik tutum: İki uç arasında ara yol

Kant'a dayanan kritik yaklaşım, 'her şey kesinlikle bilinebilir' diyen dogmatizmin de 'hiçbir şey kesinlikle bilinemez' diyen septisizmin de doyurucu olmadığını düşünür. Buna göre bilgi, deneyin özneye sunduğu koşullarla başlar; deneyin ötesinde kalan konularda ise kesinlik iddiasından vazgeçmek gerekir. Bu orta yolun mantığını Kritisizm dersinde inceleyebilirsin.

Akıl ve Deney Kesinlik Sağlar mı?

Kesin bilgi arayışı, bilginin kaynakları sorunuyla iç içedir: Hangi kaynak kesinlik vaat ediyorsa, kesin bilginin yolu oradan geçer demektir.

Akılcı yanıt: Kesinlik aklın işidir

Descartes, her şeye kuşku duyulabileceğini kabul eder ama tek bir noktanın kuşkuya direndiğini fark eder: Kuşku duymak bile bir düşünme edimidir. 'Düşünüyorum, öyleyse varım' (cogito ergo sum) önermesi, düşünüldüğü her an doğru olduğundan yanılma payı taşımaz. Descartes, geometrinin önermeleri gibi kendinde açık ve seçik önermelerden yola çıkarak bilgi sistemini yeniden kurmayı önerir; kesin bilginin güvencesi ona göre akıldır. Yaklaşımın tamamı için Akılcılık (Rasyonalizm) dersine bakabilirsin.

Deneyci yanıt: Duyumdan gelen bilgi kesin olabilir mi?

Deneycilere göre zihin doğumda boş bir levhadır ve bilgi duyumlarla doldurulur. O hâlde kesinlik sorusu, duyumların güvenilirliği sorusuna dönüşür. Hume'un klasik örneği çarpıcıdır: Güneşin her gün doğduğunu görmek, yarın da doğacağını mantıksal olarak garanti etmez; bu beklenti, tekrarlanan gözlemlerin zihinde oluşturduğu bir alışkanlıktır. Nedensellik bağı kendisi gözlemlenemez; biz yalnızca ardı ardına gelen olayları görürüz. Bu yüzden deneye dayalı bilgi güçlü bir olasılık taşısa da, akılcıların istediği türden kesinlik sunmaz. Tartışmanın öteki ucunu Deneycilik (Empirizm) dersinde bulabilirsin.

Peki Bilim Kesin Bilgi Verir mi?

Çoğu kişi bilimi kesin bilginin deposu sanır; oysa modern bakış tam tersini söyler. Bilimsel önermeler sonsuza dek doğrulanamaz; en fazla, çürütülmeyi bekleyerek ayakta kalır. Newton mekaniği yüzyıllarca kesin sayıldı, sonra Einstein'ın görelilik kuramı onu belirli koşullar için düzeltti. Bilim bu yüzden kesinlik yerine düzeltilebilir güvenilirlik üretir: Hataya açıktır ama kendi hatalarını bulup kaldıracak bir yönteme de sahiptir. Bilimsel bilginin bu özelliklerini Bilimsel bilgi konularımızda işliyoruz. Pragmatist filozoflar ise soruyu bir adım öteye taşıyıp 'bir fikir kesin mi?' yerine 'bu fikir uygulamada işe yarıyor mu?' diye sorar; kesinlik arayışının yerini yararlılık ölçütü alır.

Sık Yapılan Hatalar ve Yanılgılar

Bu konu, sınavlarda da günlük tartışmalarda da benzer biçimlerde yanlış anlaşılır. En yaygın hatalar şunlardır:

  • 'Septisizm, hiçbir şey bilinemez demektir' yanılgısı: Septiklerin çoğu hiçbir bilgiyi değil, kesinlik iddiasını reddeder; olasılıksal bilgiye kapıyı açık tutar.
  • Descartes'ı septik sanmak: Descartes kuşkuyu bir yaşam biçimi olarak değil, sağlam temele ulaşmak için kullandığı bir yöntem olarak devreye sokar; sonuçta kesin bilgiyi aklın güvencesiyle mümkün kılmaya çalışır.
  • Kesinlikle doğrunu karıştırmak: Bir önerme doğru olabilir ama kesinliği kanıtlanmamış olabilir. Kesinlik, doğruluğun ötesinde bir garanti talebidir.
  • 'Bilim kesin bilgi verir' sanmak: Bilimsel bilgi de geçicidir ve yanlışlanmaya açıktır; bu onu değersiz yapmaz, tam tersine gelişebilir kılar.
  • Dogmatizmi olumlu bir unvan sanmak: Felsefede dogmatik tutum, gerekçe aramadan kesinlik kabul etmek anlamına gelir ve genellikle eleştirilen bir duruştur.

Sık Sorulan Sorular

Kesin bilgi nedir?

Yanılma payı bulunmayan, ona bakan herkes için aynı biçimde geçerli olan ve yeni bir bulguyla çürütülmesi söz konusu olmayan bilgidir. Matematik ve geometri önermeleri, kesin bilgiye en yakın örnekler olarak gösterilir.

Kesin bilgi mümkün müdür?

Soruya üç temel yanıt verilir: Dogmatik tutum, kesin bilginin akıl ya da duyumlarla ulaşılabileceğini savunur; septik tutum kesinlik yerine olasılığı kabul eder; Kant'ın kritik tutumu ise her iki uç arasında ara bir yol arar.

Kesin bilgi ile olasılıksal bilgi arasındaki fark nedir?

Kesin bilgi yanılma payı taşımaz ve çürütülemez; olasılıksal bilgi ise kanıtlara dayanarak güçlü biçimde güvenilir olsa da yeni bir bulguyla değişebilir. Deneye dayalı bilgiler çoğunlukla olasılıksal sayılır.

Dersler

Tümü →