KonuAnlatım.com

Doğru Düşünme

Mantık · Bölüm 3MantıkDers

Cümle ortasında "önce şöyle demiştin" eleştirisiyle karşılaşmak, çoğu zaman sözün anlamının tartışma içinde kaymasından doğar. Bu derste Mantığa Giriş ünitesinin temel konularından biri olan doğru düşünmeyi sıfırdan işliyoruz: ne demek, hangi ilkelere dayanır, ne onu engeller ve en sık yapılan hatalar nelerdir. Ünitenin bütününe Mantık dersleri bölümünden ulaşabilirsin.

Doğru Düşünme Nedir?

Doğru düşünme, zihnin düşünme kurallarına uygun biçimde, tutarlı ve çelişkisiz çalışmasıdır. Soyut göründüğüne bakma: karar verirken gerekçelerini sıralamak, bir haberin kaynağını sorgulamak, iki yargıdan hangisinin daha sağlam olduğunu tartmak hep bu etkinliğin parçasıdır. "Doğru düşünme" deyişi günlük dilde iki farklı anlamda kullanılır ve ikisini ayırt etmek konunun anahtarıdır.

Günlük anlam: amaca ve yarara uygunluk

Bu anlamda bir düşünce, kişiyi amacına ulaştırıyorsa "doğru" sayılır. "Kışın kalın giyinmek gerekir" yargısı, üşümeden kış geçirmek isteyen biri için doğrudur; ölçüt faydadır. Bu kullanım işlevseldir ama mantık açısından yetersizdir, çünkü fayda kişiden kişiye ve durumdan duruma değişir: aynı düşünce birine yararlı, ötekine zararlı olabilir.

Mantıksal anlam: düşünme kurallarına uygunluk

Mantığın ilgilendiği doğru budur: düşüncenin, akıl yürütmenin kendi kurallarına uygunluğu. Burada ölçüt fayda değil, iç tutarlılıktır: kavramlar anlamını koruyor mu, yargılar birbirini çürüyor mu, sonuç gerekçesiz mi veriliyor? Bir düşünce işe yaradığı için değil, kurallara uygun kurulduğu için doğrudur. Argümanları bu gözle denetlemenin teknik tarafı Geçerlilik ve doğruluk dersinin konusudur.

Doğru Düşünmenin İlkeleri

Doğru düşünmenin dayandığı dört temel ilke vardır; klasik mantıkta bunlara düşünme yasaları da denir. Bu ilkeler düşünceyi sınırlandırmaz; düşünce zincirinin kopmaması için gereken asgari kuralları gösterir.

1. Özdeşlik (kimlik) ilkesi

Her şey kendisiyle özdeştir: A, A'dır. Bunu düşünceye çevirdiğimizde şu kural çıkar: bir kavramın anlamı, düşünce boyunca değişmemelidir. "İnsan akıl sahibi bir varlıktır" derken kullanılan "insan" sözcüğü, cümlenin devamında ve ulaşılan sonuçta hep aynı anlamda kullanılmalıdır. Anlam ortada kayarsa zincir kopar; tartışmalardaki en sık hata budur. Kavramların yapısını merak ediyorsan Kavram nedir? dersine geçebilirsin.

2. Çelişkisizlik ilkesi

Aynı anda, aynı bakımdan, aynı konu için iki zıt yargı birlikte doğru olamaz. "Bu armut tatlıdır" ile "bu armut tatlı değildir" yargıları, aynı armut ve aynı tadım için ikisi birden doğru olamaz. Buradaki üç şart kritiktir: zaman, bakım ya da konu değişirse çelişki ortadan kalkar. Aynı armudun hamken ekşi, olgunlaşınca tatlı olması çelişki değildir; çünkü iki yargı farklı anlarda söylenmiştir.

3. Üçüncü hâlin imkâsızlığı ilkesi

Bir yargı ya doğrudur ya yanlıştır; iki karşıt yargıdan biri mutlaka doğrudur ve ikisinin ortasında üçüncü bir durum yoktur. "Odanın lambası yanıyor" yargısı ya doğru ya yanlıştır; "yarım yanıyor" diye üçüncü bir mantıksal durum açılamaz. Bu ilke çelişkisizlik ilkesinin tamamlayıcısıdır: biri kesin yanlışsa öteki kesin doğrudur.

4. Yeter neden (gerekçelilik) ilkesi

Her yargının yeterli bir gerekçesi olmalıdır. "Böyle hissettim" ya da "herkes öyle diyor" tek başına yeter neden değildir. "Sınavı kazanacağım, çünkü denemelerde hedef puanımı geçtim" cümlesi gerekçelidir; "kazanacağım, çünkü şanslıyım" değildir. Bilimin kanıt ısrarının mantıksal temeli bu ilkedir.

Doğru Düşünmeye Engel Olan Nedenler

İnsan kötü düşündüğü için değil, düşünmesine engel olan nedenleri fark etmediği için yanılgıya düşer. Bu nedenler iki grupta toplanır:

  • Öznel nedenler (kişinin içinden doğanlar): öfke, sevgi, korku gibi duyguların akla üstün gelmesi; önyargı; inatçılık; özentilik; çıkar ve menfaat ilişkileri; yerleşmiş alışkanlıklar.
  • Nesnel nedenler (dış dünyadan gelenler): yanlış ya da eksik gözlem; yetersiz ve yanıltıcı bilgi; arka arkaya gelen olayları neden-sonuç sanmak; belirsiz ve çok anlamlı terimler.

Sevdiği arkadaşı haksız bulunduğunda delil dinlemeye yanaşmayan biri öznel bir engelle, tek bir kulaktan duyma bilgiyle hüküm veren öğrenci ise nesnel bir engelle yanılmaktadır. Çözüm her ikisinde de aynıdır: engeli düşünmenin başında tanımak ve adını koymak.

Doğru Düşünmenin Yararları

Doğru düşünme sınav bilgisi olarak kalmaz; alışkanlık hâline geldiğinde gündelik hayatın her alanında iş görür:

  • Görüşünü tutarlı biçimde kurar ve savunursun; sözün tartışma ortasında anlam kaybetmez.
  • Kararlarının gerekçelerini görür, aceleci ve gerekçesiz sonuçlardan kaçınırsın.
  • İkna edici konuşur; karşı tarafın yanıltıcı çıkarımlarını ve ikna tuzaklarını erkenden sezersin.
  • Bilgiyi sorgulayarak alır; "herkes öyle söylüyor" yerine "kanıt ne?" sorusunu sorarsın.

Bu becerinin önerme ve çıkarım tarafını derinleştirmek istersen Önerme nedir? ve Argüman nedir? dersleri doğrudan devamıdır. Mantık disiplinine genel bakış içinse Mantığın amacı dersine bakabilirsin.

Sık Yapılan Hatalar ve Yanılgılar

Konuyu yeni öğrenenlerin en çok düştüğü noktalar şunlardır:

  1. Doğruyu fayda ile karıştırmak: "Bana yararı dokundu, o hâlde düşüncem doğrudur" demek günlük anlama göre kabul edilebilir ama mantıksal doğruluk değildir; ikisi farklı ölçütlerdir.
  2. Her karşıtlığı çelişki saymak: Farklı zaman ya da bakımdan söylenen zıt yargılar çelişki değildir. "Geçen kış çok soğuktu" ile "bu kış ılık geçiyor" birbirini yıkmaz; çelişkisizlik ilkesi yalnızca aynı anda ve aynı bakım için geçerlidir.
  3. Anlam kaymasına göz yummak: Tartışmanın ortasında bir sözcüğün anlamını değiştirmek özdeşlik ilkesini ihlal eder ve düşünceyi görünmez biçimde bozar.
  4. Gerekçesiz kabul: Yeter neden ilkesi unutularak bilgi "herkes bilir" denerek onaylanır; popülerlik, doğruluğun kanıtı değildir.
  5. Doğru düşünmeyi her seferinde haklı çıkmak sanmak: Amaç her tartışmayı kazanmak değil, düşüncenin kendi içinde sağlam olmasıdır. Hatalı olduğunu görüp düzeltmek de doğru düşünmenin parçasıdır.

Sık Sorulan Sorular

Doğru düşünme nedir?

Doğru düşünme, zihnin düşünme kurallarına uygun biçimde, tutarlı ve çelişkisiz çalışmasıdır. Mantık açısından ölçüt, düşüncenin işe yaraması değil; özdeşlik, çelişkisizlik, üçüncü hâlin imkâsızlığı ve yeter neden ilkelerine uygun kurulmasıdır.

Doğru düşünmenin ilkeleri nelerdir?

Dört temel ilke vardır: özdeşlik (kavramın anlamı düşünce boyunca sabit kalır), çelişkisizlik (aynı anda ve aynı bakımdan iki zıt yargı birlikte doğru olamaz), üçüncü hâlin imkâsızlığı (bir yargı ya doğrudur ya yanlıştır, üçüncü durum yoktur) ve yeter neden (her yargının yeterli bir gerekçesi olmalıdır).

Doğru düşünmeye engel olan nedenler nelerdir?

Öznel nedenler duygusal davranma, önyargı, inatçılık, özentilik ve çıkar ilişkileridir; nesnel nedenler ise yanlış ya da eksik gözlem, yanıltıcı bilgi, hatalı nedensellik kurma ve belirsiz terimlerdir. Çözüm, bu engelleri düşünmenin başında fark etmektir.

Dersler

Tümü →