Açık Piyasa İşlemleri
Bu derste merkez bankasının en sık başvurduğu ve en esnek para politikası aracı olan açık piyasa işlemlerini sıfırdan işliyoruz: nedir, nasıl uygulanır, para arzını ve faizleri hangi kanalla etkiler? Konunun genel çerçevesi için para politikası nedir? dersimize, ünitenin tamamı için Makroekonomi dersleri sayfamıza göz atabilirsin.
Açık Piyasa İşlemi Nedir?
Açık piyasa işlemi, merkez bankasının devlet tahvili ve Hazine bonosu gibi menkul kıymetleri açık piyasada alıp satmak suretiyle banka sistemindeki para miktarını, yani likiditeyi yönetmesidir. Açık piyasa ifadesi, işlemin belli bir kurumla kapalı kapılar ardında değil, herkesin katılabildiği serbest piyasada yapılmasını anlatır. Bu araç, merkez bankasının görevleri arasında sayılan fiyat istikrarı hedefine ulaşmak için kullandığı günlük ince ayar aracıdır.
Kritik bir ayrıntıyı baştan not edelim: merkez bankası tahvilleri Hazine'nin yeni ihraçından, yani birincil piyasadan değil, ikincil piyasadan alır. Amaç hükümete doğrudan borçlanma imkânı sunmak değil, ekonomideki para miktarını düzenlemektir. Hazine'den doğrudan alım ise para basarak kamu açığını finanse etmek anlamına gelir ve enflasyonu körükler.
Açık Piyasa İşlemi Nasıl Etki Yapar?
Mantık tek cümledir: merkez bankasının tahvil karşılığı piyasaya verdiği ya da tahvil karşılığı çektiği para, önce bankaların merkez bankasındaki rezervlerini, rezervler de kredi hacmini ve para arzını değiştirir. İşlemin iki yönü vardır.
Tahvil alımı: genişletici etki
- Merkez bankası piyasadan tahvil alır ve karşılığında para öder.
- Bankaların merkez bankasındaki rezervleri artar.
- Bankaların kredi verme kapasitesi genişler, kredi faizleri düşer.
- Para arzı genişler; bu, genişletici para politikası uygulamaktır.
Tahvil satımı: daraltıcı etki
- Merkez bankası elindeki tahvilleri piyasaya satar ve karşılığında para çeker.
- Bankaların rezervleri azalır.
- Kredi arzı daralır, faizler yükselir.
- Para arzı daralır; bu, daraltıcı para politikası uygulamaktır.
Özet cümle: alım parayı sisteme pompalar, satım parayı sistemden çeker. Bu işlemler aynı zamanda piyasadaki gecelik faizin politika faizi çevresinde kalmasını sağlayan ana araçtır: piyasa faizi hedefin üzerine çıkarsa merkez bankası para arzını artıracak biçimde tahvil alır, hedefin altına inerse tahvil satar.
Sayısal Bir Örnek Üzerinden İzleyelim
Somutlaştıralım. Banka sisteminde toplam rezerv 1.000 milyar TL olsun; bankalar her 1 TL rezerv için ortalama 5 TL kredi verebilsin (para çarpanı 5).
- Alım örneği: Merkez bankası 100 milyar TL tutarında tahvil satın alırsa rezervler 1.100 milyar TL'ye çıkar; kredi verme kapasitesi 100 × 5 = 500 milyar TL artar. Ekonomideki harcama ve yatırım canlanır, faizler geriler.
- Satım örneği: Merkez bankası 100 milyar TL tutarında tahvil satarsa rezervler 900 milyar TL'ye iner; kredi verme kapasitesi 500 milyar TL azalır. Aşırı talep ve enflasyon baskısı yatıştırılmaya çalışılır.
Gerçek hayatta da merkez bankası bu işlemleri her gün, tutarını ve vadesini kendi belirleyerek yapar; amaç, bankalar arası gecelik para piyasasındaki faizi hedef düzeyde tutmaktır.
Repo ve Ters Repo İşlemleri
Günümüzde açık piyasa işlemlerinin en yaygın biçimi repo (geri alım sözleşmesi) işlemleridir. Repoda merkez bankası bir menkul kıymeti belirli bir vade sonunda geri satmak üzere satın alır; sisteme geçici bir para enjekte edilmiş olur. Ters repoda ise merkez bankası elindeki menkul kıymeti geri almak üzere satar ve geçici olarak para çeker. Vade dolduğunda para otomatik olarak geri döndüğü için bu işlemler, kalıcı alım-satıma göre çok daha ince ayar yapma imkânı verir; bu yüzden gecelik ve kısa vadeli likidite yönetiminde tercih edilir.
Açık Piyasa İşlemlerinin Avantajları
Bu araç neden bu kadar sık kullanılır? Para politikasının diğer araçlarıyla karşılaştırırsak:
- İnisiyatif merkez bankasındadır: Ne zaman, hangi tutarda ve hangi vadede işlem yapılacağına piyasa değil, merkez bankası karar verir.
- Esnek ve sürekli kullanılabilir: Küçük ya da büyük tutarlarda her gün uygulanabilir; yönü kolayca tersine çevrilebilir, yani aldığı tahvili satarak etkisini geri alabilir.
- Yumuşak bir araçtır: Zorunlu karşılık oranını değiştirmek gibi sarsıcı adımlar gerektirmez; zorunlu karşılıklar seyrek ve keskin bir araçken, açık piyasa işlemleri günlük ve kademeli çalışır.
- Gönüllülüğe dayanır: İşlemler piyasa katılımcılarıyla karşılıklı alım-satım şeklinde gerçekleştiği için piyasada şok yaratmaz.
Sık Yapılan Hatalar ve Yanılgılar
Sınav sorularında en çok karıştırılan noktaları şöyle sıralayabiliriz:
- Açık piyasa işlemini borsa alım-satımı sanmak: İşlemin konusu hisse senedi değil, devlet tahvili ve Hazine bonosu gibi borçlanma araçlarıdır.
- Etkiyi tersine çevirmek: Tahvil alımı para arzını artırır, satımı azaltır. Yön karıştığında soru kaçınılmaz olarak yanlış işaretlenir; alım = genişleme, satım = daralma diye ezberleyebilirsin.
- Para politikası aracını maliye politikası aracıyla karıştırmak: Açık piyasa işlemleri merkez bankasının para politikası aracıdır; kamu harcaması ve vergi kararları ise hükümetin maliye politikası araçlarıdır. İkisinin sınırı için maliye politikası nedir? dersimize bakabilirsin.
- Birincil piyasadan alım sanmak: Merkez bankası tahvilleri Hazine'nin yeni ihracından değil, ikincil piyasadan alır; doğrudan alım kamu açığının parayla finanse edilmesi demektir.
Sık Sorulan Sorular
Açık piyasa işlemleri nedir?
Merkez bankasının devlet tahvili ve Hazine bonosu gibi menkul kıymetleri serbest (açık) piyasada alıp satmak suretiyle banka sistemindeki likiditeyi ve para arzını yönetmesidir. Tahvil alımı para arzını genişletir, tahvil satımı daraltır.
Merkez bankası açık piyasada tahvil alırsa para arzı ve faizler ne olur?
Merkez bankası tahvile karşılık bankalara para ödediği için bankaların rezervleri artar; kredi verme kapasitesi genişler, para arzı büyür ve faizler aşağı yönlü baskılanır. Bu, genişletici para politikası uygulamasıdır.
Açık piyasa işlemleri ile zorunlu karşılıklar arasındaki fark nedir?
Açık piyasa işlemleri gönüllü alım-satıma dayalı, her gün uygulanabilen ve kolayca tersine çevrilebilen bir araçtır. Zorunlu karşılıklar ise bankaların mevduatının belirli bir oranını merkez bankasında tutmasını zorunlu kılan, daha keskin ve seyrek kullanılan bir araçtır.