19. yüzyıl felsefesi
Bu derste Aydınlanma'dan sonra gelen on dokuzuncu yüzyıl felsefesini baştan sona işliyoruz: Hegel'in diyalektiğinden Marx'ın tarihsel materyalizmine, Comte'un pozitivizminden Nietzsche'nin değer sorgulamasına. Felsefe tarihinin bütüncül çizgisini görmek istersen Felsefe dersleri sayfamıza bakabilirsin. Dersin sonunda dönemi özetleyen karşılaştırma listeleri ve sık yapılan yanılgılar seni bekliyor.
19. Yüzyıl Felsefesi Nedir?
19. yüzyıl felsefesi, Fransız Devrimi'nin (1789) ve Sanayi Devrimi'nin dönüştürdüğü toplumsal ortamda, Aydınlanma'nın soğuk aklına tepki olarak doğan düşünce akımlarının tümüdür. Filozoflar artık yalnızca “neyi bilebiliriz?” sorusuyla değil, tarih nereye gidiyor, toplum nasıl düzenlenmeli, birey nasıl yaşamalı sorularıyla ilgilenmiş; felsefeyi soyut sistemlerden günlük hayata indirmişlerdir. Bu yüzden yüzyıl, hem görkemli sistemlerin hem de onlara tepki doğuran akımların çağıdır. Akıl merkezli anlayışın nasıl kurulduğunu görmek için Modern felsefe dersine göz atmak, bu derse sağlam bir zemin hazırlar.
Dönemin düşüncesini besleyen koşullar
- Fransız Devrimi: Özgürlük ve eşitlik ideallerinin yayılması; toplumu yeniden kurma arayışı.
- Sanayi Devrimi: Kentleşme, işçi sınıfının doğuşu, sömürü ve yabancılaşma gibi yeni toplumsal sorunlar.
- Bilimdeki ilerleme: Darwin'in evrim kuramı dahil doğa bilimlerinin başarıları; “bilgi olgulara dayanmalı” düşüncesini güçlendirdi.
- Romantizm: Aklın karşısına duyguyu, hayal gücünü ve benliği çıkaran sanatsal hava.
Alman İdealizmi: Hegel ve Diyalektik Yöntem
Kant'tan sonra Almanya'da gelişen bu akımda Fichte “ben”i, Schelling “doğa”yı temele almış; sistem Hegel ile doruğuna ulaşmıştır. Hegel'e göre hem düşünce hem dünya tarihi, mutlak tinin kendi kendini bilmek için attığı adımlardır; tarih tesadüfler yığını değil, akıllı ve ilerleyen bir süreçtir. Bu sürecin işleyişini diyalektik yöntem açıklar: bir düşünce ya da durum (tez), kendi içindeki çelişkiyi barındırır; bu çelişki karşıtıyla (antitez) karşılaşır; ikisinden daha kapsayıcı yeni bir düzey (sentez) doğar.
Hegel bu süreci bir bitki örneğiyle anlatır: tomurcuk, çiçek açtığında “yadsınır”; ama çiçek, tomurcuğun taşıdığı canlılığı içinde korur. Benzer biçimde tarihte her yeni evre, öncekini yok etmez; aşarak korur. Hegel, felsefe tarihini de böyle ilerleyen bir bütün olarak okumuştur; bu tarihin ilk halkası için Antik Yunan felsefesi dersimize bakabilirsin.
Pozitivizm: Comte'un Üç Hal Yasası
Auguste Comte'a göre insan bilgisinin tarihi üç aşamadan geçer; buna üç hal yasası denir:
- Teolojik hal: Olaylar tanrıların ya da doğaüstü güçlerin eseri sayılarak açıklanır.
- Metafizik hal: Açıklama, soyut “öz” ve “kuvve” gibi kavramlara yaslanır.
- Pozitif hal: Bilgi gözleme ve deneye dayanır; “neden?” yerine “nasıl?” sorulur.
Somut bir örnek: bir salgını teolojik hal “tanrının cezası”, metafizik hal “bedendeki bozuk huy”, pozitif hal ise mikrobun gözlenmesiyle açıklar. Comte bu anlayışla sosyolojiyi bir bilim olarak kurmaya çalışmış; bilimin toplumu düzene kavuşturacağını savunmuştur. Aynı yüzyılda İngiltere'de John Stuart Mill yararcılığı sistemleştirmiş: doğru eylem, en büyük sayıya en büyük mutluluku sağlayan eylemdir. Mill, başkasına zarar vermeyen davranışa hiçbir devletin ve çoğunluğun karışamayacağını öne sürerek özgürlükçü düşüncenin klasik savunusunu yazmıştır.
Marx: Tarihsel Materyalizm
Karl Marx, Hegel'in diyalektiğini alıp “baştan aşağı tersine çevirdiğini” söyler: tarihi yürüten tin değil, insanların maddi üretim koşullarıdır. Bu anlayışa tarihsel materyalizm denir; temel kavramları şunlardır:
- Altyapı: Üretim araçları ve üretim ilişkileri; toplumun gerçek temeli.
- Üst yapı: Hukuk, siyaset, din, ahlak, felsefe; altyapıya göre biçimlenen katman. Örneğin mülkiyet düzenini koruyan hukuk, egemen sınıfın çıkarını yansıtır.
- Sınıf mücadelesi: Tarihin motoru; egemen sınıfla emeğini satan sınıf arasındaki çatışma.
Hegel ile Marx arasındaki farkı listeler hâlinde karşılaştıralım:
- Hegel'de temel tindir; Marx'ta temel maddedir.
- Hegel'de tarih tinin özgürlüğe gidişidir; Marx'ta tarih sınıf savaşlarıdır.
- Hegel mevcut devleti aklın doruğu sayar; Marx, devletin sınıflarla birlikte ortadan kalkacağını düşünür.
Marx'a göre kapitalizmde emekçi, ürettiği şeye ve kendi yaşamına yabancılaşır; bu yabancılaşma ancak üretim araçlarının ortaklaşmasıyla aşılabilir. Aydınlanma'nın akıl vurgusunun izini sürmek istersen Akılcılık (Rasyonalizm) dersi iyi bir arka plan sunar.
İrade, Yaşam ve Varoluş: Şopenhauer, Kierkegaard, Nietzsche
Arthur Schopenhauer, evreni yönetenin akıllı bir tin değil doyumsuz bir kör irade olduğunu savunmuş; yaşamı sürekli istemek acı ürettiği için kötümser bir tablo çizmiş, kurtuluşu sanatta ve isteği bırakmada aramıştır. Søren Kierkegaard, Hegel'in dev sistemine karşı bireyi ve öznelliği savunmuş; gerçeğin soyut kurgularda değil, bireyin kendi varoluş kararında yaşandığını söyleyerek 20. yüzyıl varoluşçuluğunun öncüsü sayılmıştır. Friedrich Nietzsche, “Tanrı öldü” diyerek Batı kültürünün mutlak değer ölçütünün çöktüğünü ilan etmiş; ahlakı güç istemi temelinde yeniden değerlendirmiş ve bireyi kendi değerlerini yaratmaya çağıran üst insan idealini önermiştir. Bu üç isim 20. yüzyılın kapısını aralar: soruların nasıl sürdüğünü görmek için 20. yüzyıl felsefesi ve Çağdaş felsefe derslerine geçebilirsin.
Sık Yapılan Yanılgılar
- “Pozitivizm, her şeye olumlu bakmak demektir.” Yanılgı. Buradaki “pozitif”, iyimserlik değil; olgu ve deneye dayalı bilgi anlamındadır.
- “Marx, Hegel'in düşüncesini aynen devraldı.” Tam tersine; Hegel'de temel olan tinin yerine maddeyi, ekonomik koşulları koyarak sistemi tersine çevirmiştir.
- “Nietzsche 'Tanrı öldü' derken tanrıyı öldürmek istemiştir.” Söz, bir inanç saldırısı değil; Batı dünyasını yüzyıllarca yönlendirmiş mutlak değer ölçütünün zayıfladığı tespitidir.
- “Şopenhauer ile Nietzsche aynı şeyi söyler; ikisi de iradeden söz eder.” Şopenhauer iradeyi bastırıp istemekten vazgeçmeyi öneren bir kötümserdir; Nietzsche ise yaşama evet diyen, iradeyi yücelten biridir.
- “Diyalektik yalnızca bir tartışma tekniğidir.” Hegel'de diyalektik, bir tartışma biçimi olmanın ötesinde düşüncenin ve tarihin işleyiş yasasıdır.
Sık Sorulan Sorular
19. yüzyıl felsefesi nedir?
Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi sonrasında, Aydınlanma akılcılığına tepki olarak gelişen düşünce dönemidir. Hegel'in diyalektiği, Comte'un pozitivizmi, Marx'ın tarihsel materyalizmi, Mill'in yararcılığı ile Şopenhauer, Kierkegaard ve Nietzsche'nin irade ve varoluş odaklı düşünceleri bu dönemin başlıca akımlarıdır.
Pozitivizm ile Marksizm arasındaki fark nedir?
Comte'un pozitivizmi bilgiyi olgulara ve deneye dayandırır, toplumda düzenin bilimle sağlanacağını savunur; Marx ise toplumu maddi üretim koşulları ve sınıf mücadelesiyle açıklar, düzenin ancak üretim ilişkileri değişince kurulacağını düşünür. İkisi de metafiziği reddeder ama biri bilgiyi, öteki toplumu merkeze alır.
Nietzsche'nin 'Tanrı öldü' sözünün anlamı nedir?
Söz bir dinî saldırı değil, kültür teşhisidir: Bilimin ve akılcılığın yükselişiyle Batı'nın mutlak değer kaynağı olan Tanrı inancının yaşamları yönlendirme gücünün çöktüğünü anlatır. Nietzsche'ye göre birey artık değerlerini kendisi yaratmakla yükümlüdür.