KonuAnlatım.com

Shannon-Weaver modeli

İletişim · Bölüm 34İletişimDers

Bu derste iletişim biliminin temel taşlarından biri olan Shannon-Weaver modelini baştan sona işliyoruz: modelin doğuş hikâyesini, temel öğelerini, "gürültü" kavramını, güçlü ve zayıf yönlerini somut örneklerle inceliyoruz. Bu ders, İletişim dersleri bölümümüzdeki İletişim Modelleri ünitesinin ilk dersi.

Shannon-Weaver Modeli Nedir?

Shannon-Weaver modeli, iletişim sürecini tek yönlü ve doğrusal bir hat olarak açıklayan, literatürde matematiksel iletişim modeli olarak da bilinen ilk büyük iletişim modelidir. Matematiksel çekirdeğini 1948 yılında Bell Laboratuvarları'nda çalışan mühendis Claude Shannon attı; "A Mathematical Theory of Communication" adlı makalesiyle bir mesajın bir noktadan başka bir noktaya en az kayıpla nasıl taşınacağını hesaplamaya çalıştı. Bir yıl sonra, 1949'da Warren Weaver bu kuramı yorumlayıp genişleterek insan iletişimine uyarladı; iki ismin birlikte anılmasının nedeni budur.

Modelin özgün amacı iletişimi felsefi olarak açıklamak değildi. Amaç, telefon hattından taşınan sinyalin verimliliğini artıran bir mühendislik sorununu çözmekti. Yine de modelin sadeliği o kadar etkileyicidir ki, iletişim derslerine hemen her zaman bu modelden başlanır ve bugün kullanılan pek çok temel terim bu modelden miras kalmıştır.

Modelin Temel Öğeleri

Model, iletişimi aşağıdaki altı öğeden oluşan bir zincir olarak tarif eder:

  1. Bilgi kaynağı: Mesajı üreten, iletmek istediği bir şey olan kişidir (konuşan, yazan).
  2. Verici: Mesajı alır ve kanaldan geçebilecek bir sinyale dönüştürür; yani kodlama burada yapılır (mikrofon, telefon, kalem).
  3. Kanal: Sinyalin kaynaktan hedefe ulaştığı ortamdır (telefon hattı, kablo, hava, radyo dalgası).
  4. Gürültü kaynağı: Sinyali bozan ve mesajın bozulmasına yol açan her tür etkidir.
  5. Alıcı: Sinyali yeniden mesaja dönüştürür; yani çözme (dekodlama) burada yapılır (hoparlör, ekran, kulak).
  6. Hedef (varış): Mesajın ulaştığı, onu alan kişidir (dinleyen, okuyan).

Burada dikkat edilmesi gereken ince bir ayrım vardır: mesaj ile sinyal aynı şey değildir. Mesaj, kaynağın iletmek istediği içeriğin ta kendisidir; sinyal ise bu içeriğin kanaldan taşınabilmesi için verici tarafından dönüştürülmüş biçimidir. Telefon konuşmasında söylenen sözcükler mesajken, hatta ilerleyen elektrik sinyali sinyaldir.

Örneklerle Modelin İşleyişi

Modeli en iyi anlatan örnek, modelin doğduğu alandır: telefon görüşmesi.

  • Bilgi kaynağı: Telefonda arkadaşına ders notunu anlatan öğrenci.
  • Verici: Sesi elektrik sinyaline çeviren telefonun mikrofonu.
  • Kanal: Sinyali taşıyan şebeke ve hatlar.
  • Gürültü: Hattaki cızırtılar, kesik kesik gelen ses.
  • Alıcı: Karşı tarafın telefonundaki hoparlör; sinyali tekrar sese çevirir.
  • Hedef: Anlatılanları dinleyen arkadaş.

Aynı zinciri bir mesajlaşma uygulamasında da izleyebiliriz: Yazdığın metin önce dijital sinyale çevrilir (kodlama), baz istasyonları üzerinden taşınır (kanal), karşı telefondaki uygulama bu sinyali okunabilir yazıya döker (çözme). Bağlantı zayıfladığında mesajın geç ulaşması ya da bozuk harflerle düşmesi, gürültünün devreye girdiğini gösterir.

Gürültü (Noise) Kavramı

Modelin iletişim kuramına en kalıcı katkısı gürültü kavramıdır. Gürültü, mesaj kaynakta ne kadar doğru kurulursa kurulsun, aktarım aşamasında ona zarar veren her şeydir. Bu kavram sonradan teknik anlamından genişletilerek üç başlıkta kullanılır:

  • Fiziksel gürültü: Ortamdaki gerçek sesler ve teknik bozulmalar; koridordan sınıfa dolan bağırışlar, hattaki cızırtı, fırtınada bozulan uydu sinyali.
  • Anlamsal (semantik) gürültü: Sözcüklerin alıcı tarafından farklı anlamda anlaşılması; jargon, yabancı terimler, belirsiz ifadeler.
  • Psikolojik gürültü: Alıcının önyargıları, yorgunluğu, dalgınlığı ya da duygusal durumu; söyleneni duyduğu hâlde anlamaması.

Buna karşılık Shannon'ın çalışmalarında yer alan artıklık (redundancy) kavramı, gürültüye karşı bir panzehirdir: Mesajda gereksiz görünen tekrarlar, bozulma olduğunda anlamın kurtarılmasını sağlar. Telefonda bir kelimeyi duyamadığında cümleyi kendi cümlelerinle yeniden özetlemek, bu ilkenin günlük hayattaki izidir.

Modelin Güçlü ve Zayıf Yönleri

Modelin güçlü yönleri şunlardır:

  • İletişim sürecini ilk kez net, adlandırılmış öğelere ayırmıştır; "verici", "kanal", "kodlama" gibi terimlerin çoğu buradan gelir.
  • Gürültü kavramıyla mesajın yolda bozulma sorununu görünür kılmıştır.
  • Tek merkezden çok sayıda alıcıya akan yayın mantığını iyi betimler; kitle iletişiminin genel çerçevesi için kitle iletişimi nedir? dersine bakabilirsin. Bu yayıncılık mantığı, iletişim aracı olarak gazete ve iletişim aracı olarak radyo derslerinde ele aldığımız araçların işleyişinde de görülür.

Zayıf yönleri de en az güçlü yönleri kadar öğreticidir:

  • Tek yönlülük: Alıcı pasif bir varış noktasıdır; modelde geri bildirim (feedback) diye bir öğe yoktur. Oysa gerçek iletişimde alıcı sorar, konuşur, yüz ifadesiyle tepki verir.
  • Anlamı yok sayma: Model mesajı aktarılan bir paket gibi görür; alıcının yorumu, kültürü ve deneyimi hesaba katılmaz.
  • Basit senaryo varsayımı: Çok katılımcılı, karşılıklı ve karmaşık iletişim ortamlarını açıklayamaz.

Tam da bu zayıflıklar nedeniyle iletişim kuramı sonraki yıllarda döngüsel ve etkileşimsel modellere yöneldi; herkesin aynı anda hem gönderici hem alıcı sayıldığı Osgood-Schramm modeli ile geri bildirimi sürece ekleyen etkileşimsel iletişim modeli, bu eksikleri giderme çabasının ürünleridir. Doğrusal geleneğin bir başka öncüsü için Lasswell modeli dersine, tüm modelleri yan yana görmek için iletişim modellerinin karşılaştırılması dersine göz atabilirsin.

Sık Yapılan Hatalar ve Yanılgılar

Sınav sorularında ve ödevlerde en sık rastlanan hatalar şunlardır:

  • "Model insan iletişimi için tasarlandı" demek: Yanlış; model önce telefon mühendisliğinin sorunu olarak doğdu, insan iletişimine sonradan uyarlandı.
  • Gürültüyü yalnızca fiziksel ses sanmak: Gürültü aynı zamanda anlamsal ve psikolojik bozulmayı da kapsar.
  • Alıcının geri bildirim verdiği söylemek: Klasik Shannon-Weaver modelinde geri bildirim öğesi yoktur; bu öğeyi sonradan gelen modeller eklemiştir.
  • Bilgi kaynağı ile vericiyi karıştırmak: Kaynak mesajı üretir; verici ise bu mesajı sinyale çevirir. Aynı kişi olsa bile modelde işlevleri ayrıdır.
  • Mesaj ile sinyali eş görmek: Sinyal, mesajın kanaldan taşınan dönüşmüş hâlidir; modelde ikisi ayrı kavramlardır.
  • Shannon ile Weaver'ın birlikte ve aynı anda çalıştığını sanmak: Shannon kuramı 1948'de tek başına yayımladı; Weaver 1949'da onu yorumladı ve yaygınlaştırdı.

Sık Sorulan Sorular

Shannon-Weaver modeli nedir?

İletişimi bilgi kaynağı, verici, kanal, gürültü, alıcı ve hedef öğelerinden oluşan tek yönlü doğrusal bir zincir olarak açıklayan ilk büyük iletişim modelidir. Matematiksel iletişim modeli olarak da bilinir; 1948-1949 yıllarında Claude Shannon ile Warren Weaver tarafından ortaya konmuştur.

Shannon-Weaver modelinde gürültü (noise) nedir?

Mesajın aktarım aşamasında bozulmasına yol açan her tür etkidir. Hattaki cızırtı gibi fiziksel gürültünün yanında, sözcüklerin yanlış anlaşılması (anlamsal gürültü) ve alıcının önyargısı ya da dalgınlığı (psikolojik gürültü) da gürültü sayılır.

Shannon-Weaver modelinin en büyük eksikliği nedir?

Model tek yönlü olduğu için geri bildirime yer vermez ve alıcıyı pasif bir varış noktası sayar; anlamı, yorumu ve kültürü de hesaba katmaz. Bu eksiklikler, sonraki döngüsel ve etkileşimsel modellerin doğuşuna yol açmıştır.

Dersler

Tümü →