KonuAnlatım.com

Orta Çağ felsefesi

Felsefe · Bölüm 16FelsefeDers

Bu derste Antik Çağ'ın kapanışıyla Rönesans arasındaki yaklaşık bin yıllık sürenin düşüncesini, yani Orta Çağ felsefesini sıfırdan işliyoruz: dönemin merkezî sorunu olan akıl–iman ilişkisini, patristik ve skolastik evreleri, öne çıkan filozofları ve sık yapılan yanılgıları. Felsefenin tarihçesinin tamamına göz atmak istersen Felsefe dersleri kategorimize bakabilirsin.

Orta Çağ Felsefesi Nedir?

Orta Çağ felsefesi, kabaca 476'da Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşüyle başlayıp 15. yüzyılda Rönesans'a kadar süren dönemde üretilen felsefedir. Helenistik felsefe ile birlikte kapanan antik dünyanın ardından felsefe artık din merkezli bir kültür ortamında gelişir; bu yüzden dönemin düşünürlerinin neredeyse tamamı rahip, keşiş ya da din bilginidir.

Karşılaştırırsak: Antik Yunan felsefesinde filozof “iyi yaşam nedir?” diye sorarken, Orta Çağ filozofu inandığı dinî hakikatleri akılla temellendirmeye, savunmaya ve sistemleştirmeye yönelir. Bu yüzden Orta Çağ'da felsefe çoğu zaman teolojinin hizmetindedir; akıl yürütmenin amacı, inançla verilen sonucu mantıkla sağlamlaştırmaktır.

Akıl ve İman İlişkisi: Dönemin Merkezî Sorunu

Orta Çağ düşünürünün elinde iki büyük kaynak vardır: kutsal metinlerin bildirdiği iman hakikatleri ile Yunan mirasından gelen akıl geleneği. Peki ikisi çeliştiğinde ne yapılmalı? Dönemin filozofları bu soruya üç ana tutumla cevap vermiştir:

  • İmanın önceliği: Akıl, imanın verdiği hakikatleri anlamaya ve savunmaya yarar; çelişki doğduğunda son sözü iman söyler.
  • Aklın önceliği: Akıl sağlıklı işlediğinde iman hakikatiyle çelişemez; çelişki görünüyorsa ya yorum hatalıdır ya da söz konusu olan iki farklı alandır.
  • Çifte hakikat: Akıl ve imanın kendi alanları ve yöntemleri vardır; biri diğerinin ölçütü olamaz.

Bu sorunun İslam dünyasındaki paralelini görmek istersen İslam felsefesi dersimize bak; İbn Rüşd'ün Aristoteles yorumlarının Latince'ye çevrilmesi Batı skolastiğini doğrudan etkilemiştir. Akıl ve bilgi konusunu derinleştirmek istersen Bilgi nedir? dersimize de göz atabilirsin.

Patristik ve Skolastik Dönem

Orta Çağ felsefesi iki büyük evrede incelenir: inancın Kilise Babaları eliyle sistemleştirildiği patristik dönem ile akıl temelli öğretinin geliştiği skolastik dönem.

Patristik Dönem (2.–8. yüzyıl)

“Pater” (baba) sözünden adını alan bu evre, Hristiyanlığın Yunan-Roma kültürüyle karşılaştığı ve inancın savunulup sistemleştirildiği geçiş dönemidir. Dönemin en büyük ismi Augustinus'tur (354–430). Platoncu felsefeyi Hristiyan inancıyla uzlaştırır: “adalet”, “insanlık” gibi kavramların kaynağını Tanrı'nın özündeki fikirlerde arar; bilginin duyulardan değil, Tanrı'nın zihni aydınlatmasından doğduğunu savunur (aydınlanma kuramı). “İtiraflar” ve “Tanrı Şehri” adlı eserleri, sonraki bin yılın düşünce çerçevesini çizmiştir.

Skolastik Dönem (9.–15. yüzyıl)

Skolastik dönem, “schola” (okul) sözünden adını alan, okullarda ve 12.–13. yüzyıllarda kurulan üniversitelerde gelişen mantık temelli öğreti felsefesidir. Anselmus'un (1033–1109) mottosudur: “inanç, anlamaya çalışır” (fides quaerens intellectum). Anselmus, Tanrı'nın varlığını salt kavramlardan hareketle kurduğu ontolojik kanıtla da ünlüdür: Tanrı, “kendisinden büyüğü düşlenemeyen şey”dir; yalnızca akılda var olan bir şey, gerçekten de var olandan daha eksiktir; öyleyse Tanrı var olmalıdır.

Skolastik yöntem iki basamakta yürür: lectio (bir metnin okunup açıklanması) ve disputatio (bir soru etrafında lehte ve aleyhte argümanların tartışılıp yargı bağlanması). “Summa” adlı klasik eserler tam bu düzenle yazılır: önce soru konur, sonra karşı argümanlar sıralanır, en sonunda yazar kendi çözümünü gerekçeleriyle sunar.

Dönemin doruğu Thomas Aquinas'tır (1225–1274). Aristoteles'in yeniden keşfi skolastikte Platoncu çizgiyi sarsınca, Aquinas Aristoteles'in sistemini Hristiyan teolojisiyle uzlaştırır. “Summa Theologica”da Tanrı'nın varlığını beş yoldan (hareket, etkin neden, gereklilik, olgunluk dereceleri, doğadaki amaçlılık) kanıtlamaya çalışır; ona göre akıl ile iman çelişmez, ikisi aynı hakikate farklı yollardan ulaşır. Skolastiği kapatan isim ise Ockham'lı Guillaume'dur: ismiciliği savunur; “gerekli olmayan varsayımlar çoğaltılmamalıdır” ilkesi, Ockham'ın usturası adıyla bugüne taşınır.

Evrensellik Tartışması: Gerçekçiler mi, İsmiciler mi?

Orta Çağ'ın en uzun soluklu felsefi kavgası şudur: “insanlık”, “adalet”, “kırmızılık” gibi ortak kavramlar — evrenseller (üniverseller) — tekil şeylerden bağımsız olarak gerçekten var mı, yoksa yalnızca isim mi? Sokrates ile öğrencisinin ikisine birden “insan” dememizi sağlayan ortak bir “insanlık”, tekil insanların dışında var mıdır?

  1. Gerçekçilik: Evrenseller gerçekten vardır; akıl bu genel gerçeklikleri kavrar. Platoncu çizginin devamıdır; Augustinus ve Anselmus bu tutumdadır.
  2. İsmicilik (nominalizm): Gerçekte var olan yalnızca tekil şeylerdir; evrenseller, benzer şeylere verdiğimiz ortak isimlerden ibarettir. Roscelin ve Ockham bu tutumu savunur.
  3. Kavramcılık: Evrenseller ne tekil şeylerden bağımsız ne de boş isimlerdir; aklın benzerliklerden kurduğu kavramlar olarak vardır. Abélard'ın orta yoludur.

Tartışmanın sonucu salt akademik değildir: İsmicilik güçlendikçe, Tanrı, ruh, öz gibi genel gerçekliklerin akılla tam kavranamayacağı düşünülür; akıl ile imanın alanları ayrışmaya başlar. Bu ayrışma, sonraki dönem felsefesine giden yolu açan kapılardan biridir.

Orta Çağ Felsefesinde Sık Yapılan Yanılgılar

  • “Orta Çağ karanlık bir çağdı, felsefe durdu.” Yanlış: Bu dönemde üniversiteler kurulmuş, Aristoteles'in bütün eserleri Latince'ye çevrilmiş, bin yıllık yoğun bir sistemleştirme yaşanmıştır. “Karanlık çağ” nitelemesi, Rönesans düşünürlerinin Orta Çağ'a yüklediği önyargılı bir bakış olarak yaygınlaşmıştır.
  • “Orta Çağ felsefesi yalnızca Hristiyan felsefesidir.” Yanlış: Aynı yüzyıllarda İslam ve Yahudi düşünürlerinin ürettiği felsefe de Orta Çağ felsefesinin parçasıdır; Aquinas'ın sisteminde İbn Sina ve İbn Rüşd'ün etkisi açıktır.
  • “Skolastik, boş ve sofistik tartışma demektir.” Yanlış: Skolastik, savunma–çürütme düzeniyle işleyen disiplinli bir yöntemdir. “Bir iğnenin ucunda kaç melek dans eder?” sorusu ise bu yöntemi karikatürize etmek için sonradan üretilmiş bir örnekleme olarak yaygınlaşmıştır.
  • “Orta Çağ filozofları akılı tamamen reddetti.” Doğru değil: Akıl imanın hizmetine verilse de dönemin en sofistike mantık ve kanıt çalışmaları bu çağda yapılmıştır; Anselmus'un ontolojik kanıtı bugün hâlâ tartışılmaktadır.

Orta Çağ'ın bu uzlaştırma arayışı, dinî otoritenin ve skolastik yöntemin sorgulandığı Rönesans felsefesinde yerini insan merkezli yeni sorulara bırakır. Serinin bir sonraki dersinde felsefenin bu yeni çağında buluşmak üzere!

Sık Sorulan Sorular

Orta Çağ felsefesi nedir?

Antik Çağ'ın kapanışı ile Rönesans arasındaki, kabaca 476'dan 15. yüzyıla değin süren dönemde, din merkezli bir kültürde üretilen felsefedir. Merkezî sorunu iman ile akıl ilişkisidir; patristik ve skolastik olmak üzere iki evrede incelenir.

Skolastik felsefe nedir?

Orta Çağ'da okullarda ve üniversitelerde gelişen, inanç hakikatlerini akıl yoluyla sistematik biçimde temellendirmeye çalışan öğreti felsefesidir. Lectio (metin okuma) ve disputatio (lehte–aleyhte tartışma) basamaklarından oluşan skolastik yöntemi kullanır; en büyük temsilcisi Thomas Aquinas'tır.

Orta Çağ felsefesi ile Antik Yunan felsefesi arasındaki fark nedir?

Antik Yunan filozofu iyi yaşamı, evrenin doğasını ve bilgiyi kendi başına sorgularken, Orta Çağ filozofu inandığı dinî hakikatleri akılla temellendirip savunmayı amaçlar. Bu yüzden Orta Çağ'da felsefe çoğu zaman teolojinin hizmetinde bir araçtır.

Dersler

Tümü →