Kötülük Problemi
Din felsefesinin en çok tartışılan sorularından biri şudur: Her şeye kadir, her şeyi bilen ve mutlak iyilik sahibi bir Tanrı varsa, dünyada neden kötülük vardır? Kötülük problemi, bu sorunun çevresinde yüzyıllardır süren felsefi tartışmanın adıdır. Alanın bütününe göz atmak için Felsefe dersleri sayfamızı inceleyebilirsin.
Kötülük Problemi Nedir?
Kötülük problemi, evreni yaratan Tanrı'nın yüce nitelikleri ile hayatta gözlemlediğimiz acı, ızdırap ve yıkımlar arasında çelişki bulunduğunu ileri süren felsefi sorundur. Kaynaklarda bazen “şer problemi” olarak da anılır. Tartışma, Tanrı'ya atfedilen üç nitelikle ve “Dünyada kötülük vardır” gözlemiyle birlikte yürütülür:
- Mutlak kudret: Tanrı her şeye gücü yeter; isterse kötülüğü önler.
- Mutlak ilim: Tanrı her şeyi bilir; kötülükten habersiz değildir.
- Mutlak iyilik: Tanrı iyilikseverdir; kötülüğün varlığını istemez.
Bu üç niteliğin hepsi doğruysa, kötülüğün varlığıyla nasıl bağdaşır? Cevap kolay değildir: Ya niteliklerden biri o kadar mutlak değildir ya da kötülüğün varlığının bir açıklaması vardır. Felsefe tarihi boyunca iki yol da denenmiştir.
Problemin Akıl Yürütme Yapısı
Klasik formülasyon Epikuros'a atfedilir ve günümüze Laktantius'un aktarımıyla ulaşmıştır. Üç soru, problemi en sade biçimiyle ortaya koyar:
- Tanrı kötülükleri önlemek istiyor ama önleyemiyor mu? O hâlde kudretli değildir.
- Önleyebiliyor ama istemiyor mu? O hâlde iyiliksever değildir.
- Hem istiyor hem önleyebiliyorsa, kötülük nereden geliyor?
20. yüzyıl filozofu J. L. Mackie bu durumu tutarsız üçlü diye adlandırır: Tanrı'nın mutlak kudreti, mutlak iyiliği ve kötülüğün varlığı aynı anda doğru olamaz; üçünden en az biri terk edilmelidir. Bu üçlü, Tanrı'ya mutlak nitelikler atfeden inancın merkezindedir; o inanç biçimini Teizm dersinde ayrıca ele alıyoruz. Öncüllerden sonuç çıkaran bu akıl yürütme türünün kurallarını da Felsefede argümantasyon dersinde işledik.
Kötülük Türleri: Ahlaki, Doğal, Metafizik
Kötülük problemi tek tip bir sorun değildir; kaynağına göre türlerine ayrılır ve her tür, farklı bir açıklama gerektirir:
Ahlaki kötülük
İnsanın özgür iradesiyle, kendi sorumluluğunda gerçekleştirdiği kötülüklerdir. Savaş, cinayet, hırsızlık, aldatma, zulüm ve kin bu gruba girer. Kaynağı doğrudan insan seçimidir; sorumluluk da insana aittir.
Doğal kötülük
İnsan müdahalesi olmadan doğal süreçlerden kaynaklanan acı ve yıkımlardır. Deprem, sel, kuraklık, ölümcül hastalıklar ve tsunami örnek verilebilir. Burada suçlu bir insan yoktur; bu yüzden Tanrı'nın nitelikleriyle çatışması daha sert tartışılır.
Metafizik kötülük
Yaratılmış her şeyin sonlu ve kusurlu olması, yani mükemmel olmaması anlamına gelir. Augustinus geleneğinde bu eksiklik, kötülüğün asıl biçimi sayılır.
Üç türü yan yana koyarsak:
- Ahlaki kötülük: kaynağı insan iradesidir; örneği bir soygun.
- Doğal kötülük: kaynağı doğa süreçleridir; örneği deprem.
- Metafizik kötülük: kaynağı yaratılmışların sonluluğudur; örneği her varlığın eksik ve geçici olması.
Teodise: Kötülüğe Verilen Başlıca Yanıtlar
Tanrı'nın varlığını ve iyiliğini savunan düşüncenin, kötülüğü bu inançla bağdaştırma çabasına teodise denir. Terimi ilk kez Leibniz kullanmıştır; kelime anlamı “Tanrı'nın adaleti”dir. Leibniz'e göre evren, bütün olasılıklar içinde mümkün olan en iyi evrendir: Sonlu varlıkların dünyası kusursuz olamaz, ama Tanrı tüm olasılıklar arasından en iyisini seçmiştir. Başlıca teodiseler şunlardır:
Augustinus: Kötülük iyiliğin yokluğudur
Augustinus'a göre kötülük, Tanrı'nın yarattığı bir varlık değildir; iyiliğin eksikliği ya da yokluğudur (privatio boni). Tıpkı karanlığın ışığın yokluğu, körlüğün görme gücünün yokluğu gibi. Evren iyilikle yaratılmıştır; kötülük, insanın özgür seçimiyle iyiden sapmasının ürünüdür.
İrenaeus ve John Hick: Ruh eğitimi (mükemmelleşme) teodisesi
Bu yaklaşımda dünya, insanların ruhlarını olgunlaştırdıkları bir eğitim yeridir. Cesaret, sabır, şefkat ve fedakârlık gibi erdemler ancak zorluk ve acı içinde gelişebilir; hiçbir sıkıntının olmadığı, yalnızca haz veren bir dünyada ahlaki olgunlaşma mümkün olmazdı. Doğal kötülükler bile bu olgunlaşma sürecinin koşulları sayılır.
Özgür irade savunusu
Alvin Plantinga'nın çağdaş biçimini verdiği bu savunuya göre ahlaki açıdan değerli davranış, yalnızca özgürce seçilebildiği için değerlidir. Tanrı insanı her zaman iyiyi seçecek biçimde programlamış olsaydı, iyilik bir erdem olmaktan çıkardı. Bu yüzden kötülük, özgürlüğün kaçınılmaz bedeli kabul edilir. Konunun tamamını Özgür irade ve Tanrı dersinde işliyoruz.
Lojik Problem mi, Kanıtsal Problem mi?
Günümüz felsefesinde kötülük problemi iki farklı güçte ele alınır:
- Lojik (tutarlılık) problemi: Tanrı'nın nitelikleri ile kötülüğün varlığının mantıksal olarak çeliştiği iddiasıdır; Mackie bu görüşü savunmuştur. Özgür irade savunusu gibi tek bir olası açıklama bile çelişkiyi çözdüğü için, çoğu filozof bugün bu sert iddianın geçerli olmadığını düşünür.
- Kanıtsal (olasılıksal) problemi: William Rowe gibi filozoflara göre sorun çelişki değil olasılıktır: Masum bebeklerin çektiği acılar gibi gereksiz görünen yoğun kötülükler, Tanrı'nın varlığını düşündürür ya da bu inancı zayıflatır. Günümüzde asıl tartışma bu zeminde yürür.
David Hume, Din Üzerine Diyaloglar adlı eserinde bu soruyu, Tanrı'nın varlığına ilişkin tasarımlı kanıtlara yönelik güçlü bir itiraz olarak ortaya koymuştur. Kötülük problemi bu yönüyle Ateizm düşüncesinin en çok başvurulan dayanaklarından biri sayılır.
Sık Yapılan Hatalar ve Yanılgılar
- “Kötülük problemi Tanrı'nın varlığını imkânsız kılar” demek: Lojik problem bugün çoğu filozofa göre özgür irade savunusuyla aşılmıştır; güncel tartışma kanıtsal problem üzerinedir.
- Ahlaki ve doğal kötülüğü karıştırmak: Savaşın yol açtığı kıtlık ahlaki kötülüğe, depremin yıkımı doğal kötülüğe örnektir; ikisi aynı türden yanıt beklemez.
- Teodiseyi “kötülük yoktur” demek sanmak: Teodise kötülüğü yok saymaz; varlığını kabul edip gerekçelendirmeye çalışır.
- Problemi yalnızca dinî bir soru sanmak: Kötülük problemi, öncüllerden sonuç çıkaran bir akıl yürütme sınamasıdır; aklın inançla ilişkisini Din ve akıl dersinde ele alıyoruz.
- Epikuros'un bu soruları bizzat yazdığını düşünmek: Formülasyon ona atfedilir; günümüze Laktantius'un aktarımıyla ulaşmıştır.
Kötülük problemi, tanrı inancının felsefedeki genel çerçevesinin bir parçasıdır; büyük resmi görmek için Tanrı'nın varlığına ilişkin görüşler dersine geçebilirsin.
Sık Sorulan Sorular
Kötülük problemi nedir?
Din felsefesinde, her şeye kadir, her şeyi bilen ve mutlak iyilik sahibi bir Tanrı inancı ile dünyadaki acı ve kötülüklerin varlığı arasındaki çelişkiyi soran felsefi problemdir; klasik biçimini Epikuros'a atfedilen üç soruyla alır.
Ahlaki kötülük ile doğal kötülük arasındaki fark nedir?
Ahlaki kötülük, insanın özgür iradesiyle gerçekleştirdiği savaş, cinayet, hırsızlık gibi eylemlerdir; doğal kötülük ise deprem, sel, hastalık gibi insan müdahalesi olmadan doğal süreçlerden kaynaklanan acılardır. İlk türde sorumluluk insana aittir; ikincisinde suçlu bir insan yoktur.
Teodise nedir, kötülük problemine nasıl yanıt verir?
Teodise, Tanrı'nın iyiliğini ve kudretini koruyarak kötülüğün varlığını gerekçelendirme çabasıdır; terimi ilk kez Leibniz kullanmıştır. Augustinus'un “kötülük iyiliğin yokluğudur” görüşü, Hick'in ruh eğitimi yaklaşımı ve özgür irade savunusu başlıca örnekleridir.