Agnostisizm
Bu derste din felsefesinin temel pozisyonlarından biri olan agnostisizmi sıfırdan ele alıyoruz: kelimenin anlamı, görüşün temel iddiası, zayıf ve güçlü agnostisizm ayrımı, teizm ile ateizmden farkı, düşünce tarihi ve sık yapılan yanılgılar. Konunun din felsefesi içindeki bütünsel yerini görmek istersen Felsefe dersleri sayfamızdan tüm serilere ulaşabilirsin.
Agnostisizm Nedir?
Agnostisizm, Yunanca “bilgi” anlamına gelen gnosis sözcüğüne olumsuzluk eki “a-” getirilerek türetilmiş bir terimdir ve kelime anlamıyla “bilinemezlik” demektir. Felsefede ise Tanrı'nın ya da aşkın bir varlığın var olup olmadığının insan aklı ve deneyimle kesin olarak bilinemeyeceğini savunan görüştür.
Terimi ilk kullanan kişi, İngiliz doğabilimci Thomas Henry Huxley'dir. Huxley bu sözcüğü 1869'da kendi düşünce tutumunu adlandırmak için üretmiştir. Ona göre aklın ve kanıtların erişemediği bir konuda “bilmiyorum” demek düşüncesel bir zayıflık değil, dürüstlüğün gereğidir; insan, kanıtın göstermediği hiçbir şeyi kesin bilgi gibi sunmamalıdır.
Burada en kritik nokta şudur: agnostisizm “Tanrı yoktur” da demez, “Tanrı vardır” da demez. “Bu soruya kesin bir cevap vermek, insan bilgi olanaklarını aşar” der. Bu yüzden agnostisizm, varlık üzerine bir hükümden çok bilgiye ilişkin bir tutumdur ve din felsefesinde daha çok bilgi problemi olarak ele alınır.
Agnostiklere göre bu soru neden bilinemez?
Agnostisizmin arkasında, insan bilgisinin sınırlarına dair bir dizi gerekçe vardır:
- Duyusal erişim yok: Tanrı, duyularla algılanan bir nesne değildir; doğa bilimlerindeki gibi gözlem ya da deney yoluyla sınanamaz.
- Kesin akıl yürütme kurulamaz: Evrenin düzeninden Tanrı'ya gitmeye çalışan akıl yürütmeler en fazla olasılık verir, kesinlik taşımaz; karşıt akıl yürütmeler de aynı derecede tartışmalıdır.
- Kavramsal sınır: Sonsuz ve mutlak bir varlık, sonlu insan zihniyle tam olarak kavranamaz; her betimleme onu sınırlar ve dolayısıyla eksik bırakır.
- Karşılıklı kanıt yetersizliği: Her iki yönde de herkesi bağlayan kesinleştirici kanıt yoktur. Bu durumda dürüst tutum, yargıyı askıya almaktır.
Agnostisizmin Türleri: Zayıf ve Güçlü Agnostisizm
Agnostisizm tek tip değildir; bilinemezlik iddiasının gücüne göre iki ana türe ayrılır. Bu ayrım sınav sorularında da sıkça karşına çıkar.
Zayıf (ılımlı) agnostisizm
Zayıf agnostisizme göre Tanrı'nın var olup olmadığı şimdilik bilinmemektedir; insanlık henüz bu konuda yeterli bilgiye sahip değildir ve belki ileride edinebilecektir. Buradaki tutum geçici bir askıya almadır. Örnek: “Öteki gezegenlerde yaşam var mı?” sorusuna bugün kesin cevabımız yoktur; ama teknoloji geliştikçe bu soru cevaplanabilir hâle gelebilir.
Güçlü (kesin) agnostisizm
Güçlü agnostisizme göre Tanrı sorusu ilkece bilinemez; sorun geçici bir bilgi eksikliği değil, insan aklının yapısından kaynaklanan kalıcı bir sınırdır. Bu görüşe göre aşkın bir varlığın varlığı ve doğası, algı ve düşünme araçlarımızın kapsamı dışında kaldığı için hiçbir zaman kesin olarak bilinemeyecektir.
Agnostisizm ile Teizm, Deizm ve Ateizm Arasındaki Fark
Dört temel pozisyonu yan yana koyarsak fark netleşir:
- Teizm: “Tanrı vardır; dünyayı yaratmış ve olayların akışına müdahale etmektedir.” (Ayrıntı için Teizm dersine bakabilirsin.)
- Deizm: “Tanrı vardır; ama evreni yarattıktan sonra kendi yasalarıyla işleyen dünyaya müdahale etmez.” (Ayrıntı için Deizm dersine bakabilirsin.)
- Ateizm: “Tanrı yoktur.” (Ayrıntı için Ateizm dersine bakabilirsin.)
- Agnostisizm: “Tanrı'nın var olup olmadığı bilinemez.”
Anahtar şu ayrımdır: teizm, deizm ve ateizm “Tanrı var mı?” sorusuna cevap veren varlık görüşleridir; agnostisizm ise “Bu soruya cevap vermek mümkün mü?” sorusuna cevap verir. Bu yüzden agnostisizm, teizm ile ateizm arasında duran üçüncü bir varlık görüşü değildir; bilgiyle ilgili ayrı bir soruya odaklanan bir tutumdur. Dört pozisyonu bütüncül görmek için Tanrı'nın varlığına ilişkin görüşler dersine göz atabilirsin.
Agnostisizmin Düşünce Tarihi ve Temsilcileri
Agnostik düşüncenin izleri Antik Yunan'a kadar uzanır; terim ise 19. yüzyılda doğar:
- Protagoras (MÖ 5. yüzyıl): Antik Yunan sofisti. “Tanrıların var olup olmadığını bilemem; konu belirsizdir ve insan ömrü kısadır” sözüyle agnostisizmin erken öncülü sayılır.
- David Hume (1711–1776): Nedensellik eleştirisi üzerinden, gözlenen dünyadan Tanrı'nın varlığına kesin bir akıl yürütmenin kurulamayacağını savunmuştur.
- Immanuel Kant (1724–1804): İnsanın yalnızca görüngülere (fenomenlere) bilgi edinebileceğini, şeylerin kendisini bilemeyeceğini ileri sürerek teorik aklın Tanrı'yı kanıtlama iddiasına sınır çizmiştir.
- Thomas Henry Huxley (1825–1895): Terimi 1869'da türetmiş ve agnostisizmi “kanıtsız iddialardan kaçınma” ilkesi olarak tanımlayıp savunmuştur.
- Herbert Spencer (1820–1903): “Bilinemez” kavramı yoluyla agnostik yaklaşımı felsefi bir sistem hâline getirmiş; mutlak gerçekliğin insan kavrayışının ötesinde olduğunu savunmuştur.
Agnostisizme Yöneltilen Eleştiriler
İnançlı düşünürlerin eleştirisi
Bu eleştiriye göre agnostisizm, dini deneyimi ve iman alanını göz ardı eder. Akıl yoluyla kanıtlanamayan bir şeyin bilinemeyeceği anlamına gelmez; bazı düşünürler dini deneyimi de bir bilgi kaynağı sayar. Ayrıca evrenin düzeni, Tanrı'nın varlığına dair güçlü bir işaret olarak okunabilir.
Ateist düşünürlerin eleştirisi
Ateistler için kanıt yokluğunda makul tutum, inanmamaktır; sürekli “bilmiyoruz” demek pratikte inanmamakla aynı sonucu doğurur. Bertrand Russell'ın ünlü çaydanlık benzetmesi bu eleştirinin özetidir: “Güneş yörüngesinde kanıtlanamayacak kadar küçük bir çaydanlık dönüyor” iddiasına kimse “belki doğrudur” demez; ispat yükü iddiayı ortaya atana aittir.
İç tutarlılık eleştirisi
Güçlü agnostisizm “bu konu kesin olarak bilinemez” derken kendisi kesin bir bilgi iddiasında bulunur; bu durum görüşü kendi kendini çürütme riskiyle karşı karşıya bırakır. Agnostiklerin cevabı şudur: iddia “hiçbir şey bilinemez” demek değildir; yalnızca bu özel sorunun kesinleşemeyeceğini söylemekle yetinir.
Agnostisizm Hakkında Sık Yapılan Yanılgılar
- “Agnostisizm, ateizmin yumuşak biçimidir.” Hayır; ateizm varlık sorusuna “yoktur” der, agnostisizm bilgi sorusuna “bilinemez” der. İkisi farklı sorulara cevap verir.
- “Agnostik, dini umursamayan kişidir.” Kayıtsızlık ayrı bir tutumdur. Agnostik, soruyla yakından ilgilenir; cevabın bilinemeyeceğini düşünür.
- “Agnostisizm bir dindir.” Değildir; ne bir din ne de bir inanç sistemidir. Tanrı inancına ilişkin bilginin mümkün olup olmadığına dair bir tutumdur.
- “Agnostisizm, deizmin başka adıdır.” Deizm Tanrı'nın varlığını açıkça onaylar; agnostisizm varlık yönünde hüküm vermez.
- “Agnostik inançsızdır.” Şart değildir. İnanç ile bilgi farklı kavramlardır; bir kişi kesin bilgi iddiasında bulunmadan da inançlı olabilir.
Agnostisizmi tam kavramak, inanç ile bilgi arasındaki ilişkiyi ve aklın dini meselelerdeki rolünü bilmekle mümkündür. Bu iki başlığı İnanç ve bilgi ve Din ve akıl derslerinde ayrıntılı biçimde işledik.
Sık Sorulan Sorular
Agnostisizm nedir?
Tanrı'nın ya da aşkın bir varlığın var olup olmadığının insan aklı tarafından bilinemeyeceğini savunan görüştür. “Tanrı vardır” ya da “yoktur” demez; bu soruya kesin cevap vermenin bilgi olanaklarını aştığını söyler.
Agnostisizm ile ateizm arasındaki fark nedir?
Ateizm “Tanrı yoktur” diyerek varlık sorusuna cevap verir; agnostisizm ise “Tanrı'nın var olup olmadığı bilinemez” diyerek bilgi sorusuna cevap verir. Kısacası ateizm varlık görüşü, agnostisizm bilgiye ilişkin bir tutumdur.
Zayıf ve güçlü agnostisizm arasındaki fark nedir?
Zayıf (ılımlı) agnostisizm, Tanrı sorusunun şimdilik bilinemediğini ama ileride belki bilinebileceğini söyler. Güçlü (kesin) agnostisizm ise bu sorunun insan aklının yapısı gereği hiçbir zaman cevaplanamayacağını savunur.