KonuAnlatım.com

Sosyolojinin Doğuşu

Sosyoloji · Bölüm 3SosyolojiDers

Bu derste sosyolojinin bir bilim dalı olarak nasıl doğduğunu baştan sona ele alıyoruz: 19. yüzyıl Avrupa'sının toplumsal koşullarını, Auguste Comte'un "sosyoloji" adını verişini ve kurucu düşünürlerin katkılarını sırayla işliyoruz. Temel kavramları önceden bilmek anlatıyı kolaylaştırır; bu yüzden Sosyoloji nedir? dersine göz atmanı öneririz. Tüm konu anlatımlarına ise Sosyoloji dersleri sayfamızdan ulaşabilirsin.

Sosyoloji Neden 19. Yüzyılda Doğdu?

İnsanlar tarih boyunca toplum üzerine düşünmüştür; ancak toplumu, doğa bilimlerindeki gibi sistematik bir yöntemle inceleyen bağımsız bir bilim dalı 19. yüzyıl Avrupa'sında ortaya çıkmıştır. Bunun tesadüf olmadığını dönemin koşulları açıkça gösterir:

  • Fransız Devrimi (1789): Kral, soyluluk ve din gibi eski otoritelerin çöküşü, "toplum yeniden nasıl örgütlenmeli?" sorusunu acil bir sorun hâline getirdi.
  • Sanayi Devrimi: Köyden kente büyük göçler, hızlı kentleşme, işçi sınıfının doğuşu, yoksulluk ve sağlıksız konut sorunları toplumsal değişimi herkesin gözü önünde somutlaştırdı.
  • Doğa bilimlerinin başarısı: Fizik, kimya ve biyolojideki keşifler, topluma da aynı bilimsel yöntemin uygulanabileceği düşüncesini güçlendirdi.
  • Aydınlanma düşüncesi: Akıl ve bilim merkeze alınırken, toplumsal olayların da yasalarla açıklanabileceği fikri yaygınlaştı.
  • Sömürgecilik ve seyahatler: Uzak toplumların tanınması, toplumların karşılaştırılabilme imkânını doğurdu.

Kısacası sosyoloji masada değil; devrimlerin, kentlerin ve fabrikaların ortasında doğdu. Sorunun odağındaki toplumu tanıma ve yeniden düzenleme çabası, yeni bir bilimi zorunlu kılmıştı.

Sosyolojiden Önce: Öncü Düşünürler

Sosyoloji, fikirleri bir anda ortaya çıkmış bir bilim değildir; onu hazırlayan uzun bir düşünce birikimi vardır. En dikkat çekici öncü, 14. yüzyılda yaşamış düşünür İbn Haldun'dur. Mukaddime adlı eserinde toplumun kendi yasaları olduğunu savunmuş; göçebe ve yerleşik toplumları, toplumsal dayanışmayı (asabiyet) ve devletlerin yükseliş-çöküş döngüsünü incelemiştir. Bu nedenle modern sosyolojinin öncüsü olarak anılır.

Onun öncesinde Platon ve Aristo toplumu ahlakî-felsefî açıdan tartışmış; Montesquieu, Rousseau ve Adam Smith gibi Aydınlanma düşünürleri ise toplumsal olayların arkasında düzenli yasalar aramıştır. Ancak bu düşünürlerin hiçbiri ayrı bir bilim dalı kurmamış, toplumu gözlem ve araştırmayla değil; büyük ölçüde akıl yürütmeyle incelemiştir.

Auguste Comte: Sosyolojiye Adını Veren Düşünür

Fransız düşünür Auguste Comte (1798–1857), toplumu inceleyecek yeni alana önce "sosyal fizik" adını vermişti. Terim aynı dönemde istatistikçi Adolphe Quetelet tarafından başka bir anlamda kullanılınca Comte, 1839'da Latincede toplum anlamına gelen socius ile Yunancada bilim anlamına gelen logos sözcüklerini birleştirerek "sosyoloji" terimini ilk kez kullandı. Comte'un bu alana katkısı üç başlıkta toplanabilir:

  • Üç hal kanunu: İnsan düşüncesi üç aşamadan geçer: olayların tanrıların iradesiyle açıklandığı teolojik dönem, soyut kavram ve gizli güçlerle açıklandığı metafizik dönem ve olayların gözlem ile yasalara dayanılarak açıklandığı pozitif (olumlu) dönem.
  • Bilimler sınıflaması: Bilimleri basitten karmaşığa doğru sıralayan Comte, en genç ve en karmaşık bilim olarak gördüğü sosyolojiyi bu hiyerarşinin tepesine yerleştirdi. Sosyolojinin diğer bilimlerle ilişkisini Sosyoloji ve diğer bilimler dersinde ayrıntılı işliyoruz.
  • Pozitivizm: Toplumsal gerçeklik, doğa gibi kendi yasaları olan bir gerçekliktir ve bu yasalar gözlem, deney ve karşılaştırmayla bulunabilir.

Klasik Kurucular: Mirayı Oluşturan İsimler

Comte'tan sonra sosyoloji, birbirinden farklı yollar izleyen büyük isimlerin katkısıyla olgunlaştı:

  • Herbert Spencer (1820–1903): Toplumu, organları gibi iş gören kurumları olan bir canlı organizmaya benzetmiş; toplumsal evrim fikrini geliştirmiştir.
  • Karl Marx (1818–1883): Toplumsal değişimin motorunun üretim biçimi ve sınıf çatışması olduğunu savunmuş; sosyolojiye sınıf ve emek kavramlarını kazandırmıştır.
  • Émile Durkheim (1858–1917): Toplumsal olgular kavramıyla disiplinin inceleme konusunu belirlemiş; İntihar adlı araştırmasıyla en bireysel görünür davranışın bile toplumsal nedenleri olduğunu istatistikle göstermiştir.
  • Max Weber (1864–1920): Sosyolojinin konusunun toplumsal eylem olduğunu; araştırmacının bireylerin eylemlerine yükledikleri anlamı kavraması gerektiğini ileri sürmüştür.

Bu düşünürlerin ortak mirası, bugün de disiplinin çalışma biçiminin temelini oluşturur; bu mirasın günümüzdeki karşılığını Sosyolojik bakış açısı dersinde bulabilirsin.

Sosyolojinin Kurumsallaşması

Bir düşünce dalının bilim sayılması için ad koymak yetmez; üniversitede kürsüye, derse ve dergiye yerleşmesi gerekir. Bu adım Émile Durkheim ile atıldı: 1887'de Bordeaux Üniversitesi'nde Fransa'nın ilk sosyoloji derslerini vermeye başladı; 1895'te yayımladığı Toplumbilimin Yöntem Kuralları ile disiplinin araştırma ilkelerini yazılı hâle getirdi; 1898'de alanın ilk bilimsel dergilerinden L'Année Sociologique'i kurdu. ABD'de 1892'de Chicago Üniversitesi'nde ilk sosyoloji bölümü açıldı. Türkiye'de sosyoloji ise Ziya Gökalp'in 1915'te Darülfünun'da (bugünkü İstanbul Üniversitesi) kurduğu sosyoloji kürsüsüyle üniversitede yer etti.

Bu dönemde sosyoloji, filozofun koltuk düşüncesinden koparak anket, gözlem ve istatistiğe dayanan bir yöntem disiplinine dönüştü. Bugünkü tekniklerin kökenini görmek için Sosyolojik araştırma yöntemleri dersine geçebilirsin. Disiplinin inceleme alanının sınırlarını netleştirmek için ise Sosyolojinin konusu dersi yararlı olacaktır.

Sık Yapılan Yanılgılar

Sınav sorularında ve günlük konuşmalarda en çok karıştırılan noktalar şunlardır:

  1. "Sosyolojiyi tek başına Comte kurdu." Comte adı koydu ve ilk programı çizdi; ancak sosyoloji ancak Durkheim'le üniversitede kurumsallaştı. Kuruluş, birçok düşünürün ortak emeğidir.
  2. "İbn Haldun sosyolojinin kurucusudur." İbn Haldun alanın en önemli öncüsüdür; ama modern anlamda bağımsız bir bilim dalı olarak sosyoloji 19. yüzyıl Avrupa'sında doğmuştur.
  3. "Karl Marx sosyologdu." Marx hukuk, felsefe ve ekonomi eğitimi aldı; hiçbir üniversitenin sosyoloji kürsüsünde görev yapmadı. Sosyolojinin klasikleri arasına, ölümünden sonra etkisiyle girdi.
  4. "Sosyoloji felsefenin başka adıdır." Sosyoloji felsefi tartışmalardan doğdu; ama deneyime, gözleme ve araştırmaya dayanmasıyla felsefeden ayrılır.
  5. "Sosyolojinin doğuşu yalnızca düşünürlerin eseridir." Devrimler, kentleşme ve sanayileşme gibi toplumsal olaylar olmasaydı, ne bu sorular ne de bu bilim doğacaktı.

Sık Sorulan Sorular

Sosyoloji terimini ilk kez kim kullandı?

Fransız düşünür Auguste Comte; 1839'da Latincede socius (toplum) ve Yunancada logos (bilim) sözcüklerinden türettiği "sosyoloji" terimini ilk kez kullandı. Daha önce aynı alanı adlandırmak için "sosyal fizik" ifadesini denemişti.

Sosyoloji neden 19. yüzyılda doğdu?

Fransız Devrimi'nin yol açtığı düzen krizi, Sanayi Devrimi'nin getirdiği kentleşme ve işçi sorunu, doğa bilimlerinin başarısı ve Aydınlanma düşüncesi, toplumu bilimsel yöntemle inceleme ihtiyacını doğurdu. Sosyoloji, bu büyük toplumsal dönüşüme verilen bir yanıt olarak ortaya çıktı.

Sosyolojinin kurucuları kimlerdir?

Terimi Auguste Comte koydu; Herbert Spencer, Karl Marx, Émile Durkheim ve Max Weber klasik kurucular arasında sayılır. Sosyolojinin üniversitede bağımsız bir bilim dalı olarak kurumsallaşması ise Émile Durkheim'ın çalışmalarıyla gerçekleşti.

Dersler

Tümü →