Göç ve toplumsal etkileri
Bu derste toplumsal hareketliliğin en yaygın ve dönüştürücü biçimlerinden biri olan göçü baştan sona işliyoruz: göçün tanımı, türleri, nedenleri ve göç eden ile göç edilen toplumlar üzerindeki etkilerini somut örneklerle ele alıyoruz. Ünitenin ve diğer ünitelerin tüm derslerine Sosyoloji dersleri sayfamızdan ulaşabilirsin.
Göç Nedir?
Göç, bireylerin ya da toplulukların oturdukları yerden başka bir yere yerleşmek amacıyla taşınmasıdır. Sosyolojide göç, toplumsal hareketliliğin mekânsal boyutunu oluşturur; salt bir yer değiştirme değil, insanların toplumsal ilişkilerini, alışkanlıklarını ve kimliklerini yeniden örgütledikleri bir süreç olarak ele alınır. Göçün üç temel ögesi vardır: çıkış (göç veren) yer, varış (göç alan) yer ve bu iki yer arasında gerçekleşen kalıcı ya da uzun süreli yer değiştirme.
Her yer değiştirme göç değildir. Turistik gezi ya da kısa süreli iş seyahati, yerleşme amacı taşımadığı için göç kapsamına girmez. Buna karşılık tarım işçilerinin hasat dönemine bağlı olarak yaptıkları mevsimlik yer değiştirmeler, geçici de olsa birer göç türü kabul edilir; çünkü hareketin arkasında geçim amacı ve düzenlilik vardır.
Göç Türleri
Göçler; yönüne, isteğe bağlılığına ve süresine göre sınıflandırılır:
- Yönüne göre: Ülke sınırları içinde yapılan göç iç göçdür; kırdan kente, kentten kente, kentten kırsa ve kır içindeki yer değiştirmeler bu gruba girer. Ülke sınırları ötesine yapılan göç ise dış göçtür; işçi göçü, beyin göçü ve iltica dış göçün türleridir.
- İstek durumuna göre: Bireyin iş, eğitim ya da evlilik gibi nedenlerle kendi isteğiyle yaptığı göç isteğe bağlı (gönüllü) göç; savaş, doğal afet ve güvenlik sorunları yüzünden mecbur kalınan göç ise zorunlu göçdür.
- Süresine göre: Geri dönüşü olmayan kalıcı göç ile belli bir dönemi kapsayan geçici göç birbirinden ayrılır. Yaz göçü, hafta sonu göçü ve mevsimlik tarım işçiliği geçici göçe örnektir.
Dış göçün özel bir türü olan beyin göçü, eğitimli ve nitelikli kişilerin (hekim, mühendis, araştırmacı gibi) daha iyi çalışma koşulları için ülkelerini terk etmesidir. Bir başka yaygın kalıp da zincirleme göçtür: önce göç edenlerin, yerleştikten sonra akrabalarını ve hemşehrilerini aynı kente, hatta aynı mahalleye çekmesi. Bu yüzden büyük kentlerde aynı ilden gelenlerin kurduğu mahalleler oluşur.
Göçün Nedenleri: İtici ve Çekici Faktörler
Göç hareketlerini açıklamada en yaygın çerçeve, itici ve çekici faktörler ayrımıdır. İtici faktörler kişiyi yaşadığı yerden uzaklaştıran olumsuz koşullar; çekici faktörler ise başka yeri cazip hâle getiren olanaklardır:
- İtici faktörler: İşsizlik ve yetersiz gelir, toprak yetersizliği ve miras yoluyla toprakların parçalanması, eğitim ile sağlık hizmetlerinin yetersizliği, doğal afetler (deprem, sel, kuraklık), savaş ve güvenlik sorunları, altyapı eksiklikleri.
- Çekici faktörler: İş ve kazanç imkânı, üniversite gibi eğitim olanakları, yoğunlaşmış sağlık hizmetleri, ulaşım ve altyapı, kültürel etkinlikler, önceden göçmüş akraba ve hemşehri ağlarının varlığı.
Göç kararları çoğu zaman bu iki grubun birlikte etkisiyle verilir. Örneğin bir genç, köyünde iş bulamaması (itici) ile metropolde okuma ve çalışma olanağı (çekici) birleşince kente göç eder. Nedenleri tek tek değil, bir arada düşünmek gerekir; çünkü koşullar değiştiğinde göçün yönü de değişebilir.
Göçün Toplumsal Etkileri
Göç yalnızca gideni değil, üç tarafı birden dönüştürür: çıkış yeri, varış yeri ve göç eden birey.
Göç verilen yerdeki etkiler
Çıkış yerinde nüfus azalır; genç ve erkek nüfusun göç etmesiyle nüfusun yaş ve cinsiyet yapısı bozulur, köyler yaşlı ve kadın nüfus ağırlıklı hâle gelir. El emeğine dayalı tarımsal üretim geriler, köy okulu gibi ortak mekânlar işlevsizleşir. Dış göçte gidenlerin gönderdiği döviz aile bütçesini destekler; hemşehri dernekleri aracılığıyla köye yapılan yardımlar da bu bağın sürdüğünü gösterir.
Göç alınan yerdeki etkiler
Varış yerinde nüfus hızla artar; bu artış barınma, ulaşım, okul ve hastane gibi hizmetler üzerinde ağır bir yük yaratır. Konut açığı gecekondulaşmayı, iş gücü fazlası ise kayıt dışı ekonomiyi besler. Kültürel çeşitlilik artar; farklı yöre ve kültürlerden gelen gruplar kendi mahallelerini, derneklerini ve pazarlarını oluşturur. Bu çeşitlilik zengin bir birikimdir; ama kaynaklar için rekabet kızıştığında önyargı ve dışlama da gündeme gelebilir. Göçmen gruplara yönelik tutumların ayrıntıları Ayrımcılık dersinde ele alınır. Artan iş gücü arzının istihdamı baskılaması ise işsizlik sorununa bağlanır; bu konunun derinlemesine analizi için Toplumsal sorun olarak işsizlik dersimize bakabilirsin.
Göç eden birey üzerindeki etkiler
Göç eden kişi için yer değiştirme, aynı zamanda toplumsal çevrenin değişmesidir. Alışıldık dayanışma ağlarından kopma, anonim kent yaşamına geçiş ve farklı değerlerle karşılaşma ilk dönemde kültür şokuna yol açabilir. Bu süreçte bireyde hem geldiği hem gittiği kültüre aidiyet duygusu taşıyan ikili kimlik oluşabilir. Uyum kuşaklara göre de farklılaşır: köyde büyüyen birinci kuşak köy kültürünü güçlü biçimde korurken, kentte doğan üçüncü kuşak kendini daha çok kent kültürüne ait hisseder.
Türkiye'de Göç Hareketleri
Türkiye, yirminci yüzyılın ortasından bu yana yoğun göç hareketlerinin yaşandığı bir ülkedir. 1950'lerden itibaren tarımda makineleşmenin yaygınlaşması ve sanayinin kentlerde yoğunlaşmasıyla kırdan kente hızlı bir iç göç başladı; bu dalga, büyük kentlerde gecekondulaşma başta olmak üzere kentsel sorunları büyüttü. Göçün kentte ürettiği sorunların ayrıntısını Kentleşme sorunları dersimizde işledik. 1960'larda Batı Avrupa'ya, özellikle Almanya'ya işçi göçü yaşandı; bu dalga bugün yurt dışında yaşayan Türk topluluklarının kaynağıdır. 1990'larda Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan büyük kentlere zorunlu göçler, 2011 sonrasında ise Suriye'den kitlesel sığınma hareketleri ülkenin göç haritasını yeniden çizdi. Mevsimlik tarım işçisi göçleri, beyin göçü ve emeklilerin memleketlerine döndüğü geri dönüş göçleri de bu haritanın parçasıdır.
Sık Yapılan Hatalar ve Yanılgılar
Konuyu ilk kez çalışanların en çok karıştırdığı noktaları baştan netleştirelim:
- “Her yer değiştirme göçtür” sanmak: Turistik gezi, tatil ya da iş seyahati yerleşme amacı taşımaz; göç sayılmaz. Ölçüt, yerleşme niyetidir.
- “Göç yalnızca ekonomik nedenlerle olur” sanmak: İş ve kazanç önemli bir nedendir; ama savaş, doğal afet, eğitim, evlilik ve güvenlik de göçü tetikler.
- “Göçten yalnızca göç alan yer etkilenir” sanmak: Çıkış yerinde nüfus azalır, yaş yapısı bozulur, üretim geriler; sonuçlar iki tarafı da ilgilendirir.
- “İç göç toplumsal sorun doğurmaz” varsaymak: Sınır ötesi olmayan göç de gecekondu, altyapı yükü ve uyum sorunlarını beraberinde getirir.
- “Göç eden birey hemen uyum sağlar” sanmak: Kültür şoku ve kimlik süreçleri uzundur; uyum çoğu zaman kuşaklar boyunca tamamlanır.
Göç ve göçmenlere yönelik algının şekillenmesinde medyanın sunumu da etkilidir; haber seçimi ve çerçeveleme toplumun bakışını yönlendirebilir. Bu boyutu merak edersen Medyanın toplumdaki rolü dersimize, içerik ile kitle ilişkisinin geniş çerçevesi için İletişim dersleri alanımıza göz atabilirsin.
Sık Sorulan Sorular
Göç nedir?
Göç, bireylerin ya da toplulukların oturdukları yerden başka bir yere yerleşmek amacıyla taşınmasıdır. Temel ögeleri çıkış (göç veren) yer, varış (göç alan) yer ve bu iki yer arasındaki kalıcı ya da uzun süreli yer değiştirmedir.
İç göç ile dış göç arasındaki fark nedir?
İç göç, ülke sınırları içinde yapılan göçtür; kırdan kente göç tipik örneğidir. Dış göç ise ülke sınırları ötesine yapılan göçtür; işçi göçü, beyin göçü ve iltica bu grubun türleridir.
Göçün toplumsal etkileri nelerdir?
Göç verilen yerde nüfus azalır ve yaş yapısı bozulur; göç alınan yerde plansız kentleşme, altyapı yükü, kültürel çeşitlilik ve uyum sorunları görülür; göç eden bireyde ise kültür şoku ve ikili kimlik süreçleri yaşanır.